Prostat kanseri ameliyatı (radikal prostatektomi), kanserli dokuların vücuttan tamamen temizlenmesi amacıyla prostat bezinin çevre dokularla birlikte bütün olarak çıkarılması işlemidir.

Bu kalıcı cerrahi müdahale, hastalığın başka organlara yayılmadığı durumlarda tümörü ortadan kaldırmak için en güçlü ve doğrudan çözümdür.

Erken evrede tespit edilen hücresel bozulmalar, doğru zamanda uygulanan bu operasyon sayesinde tamamen kontrol altına alınır.

Böylece hastanın yaşam süresi uzatılırken, hastalıktan arınmış sağlıklı ve konforlu bir geleceğe adım atması güvence altına alınır.

Prof. Dr. Yılören TANIDIR
Üroloji Uzmanı

Prof. Dr. Yılören Tanıdır, 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, üroloji ihtisasını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış bir üroloji uzmanıdır. Medicana Ataşehir Hastanesi’nde görev yapan Tanıdır; endoüroloji, laparoskopi, robotik cerrahi ve çocuk ürolojisi (hipospadias, nörojen mesane) alanlarında uzmanlaşmıştır.

Prof. Dr. Yılören Tanıdır üroloji alanında tanı ve tedavi hizmetler sunmaktadır. Güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda, minimal invaziv, laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemler uygulamaktadır. Tanı ve tedavi süreçlerinde hasta güvenliği, etik ilkeler ve bilimsel veriler esas alınarak hizmet vermektedir.

WhatsApp'tan İletişime Geç

Yazı İçeriği

Radikal prostatektomi adıyla da bilinen prostat kanseri ameliyatı genel hatlarıyla nedir ve hangi amaçlarla uygulanır?

Prostat bezi mesanenin hemen altında konumlanan, üreme sistemine ait bir yapıdır. Hücreler bu bezin içinde kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya başladığında, hastalığın ilerleyişini değiştirebilecek en önemli seçeneklerden biri radikal prostatektomi adı verilen cerrahi işlemdir. Bu ameliyatın onkolojik hedefi, hastalığı çevre dokularla birlikte vücuttan olabildiğince uzaklaştırmaktır. Operasyon esnasında sadece prostat bezi çıkarılmaz. Prostatı dışarıdan bir kabuk gibi saran kapsül yapısı, meni depolamaya yardımcı olan kese benzeri yapılar ve sperm kanallarının prostata bağlandığı bölgeler bütüncül bir anlayışla ameliyat alanına dahil edilir.

Buradaki temel amaç geride hastalıklı hücre bırakma ihtimalini asgari seviyelere çekmektir. Operasyon sırasında tümörün, etrafında bir miktar sağlıklı doku kılıfı bırakılarak çıkarılmasına büyük özen gösterilir. Tıbbi dilde bu duruma cerrahi sınır negatifliğinin sağlanması denir. Kanserli dokunun bir bütün halinde dışarı alınması, hastalığın aynı bölgede yeniden baş gösterme veya zaman içinde farklı organlara yayılma riskini önemli ölçüde azaltmaya yardımcı olur. İstenilen düzeyde bir temizlik sağlandığında tümör yükü hafifler, böylece bireyin beklenen yaşam süresi ile yaşam konforunun artırılması hedeflenir. Her cerrahi işlemde olduğu gibi bu süreçte de anatominin doğal seyrine saygı duyularak dokulara gereksiz yük bindirmekten kaçınılır.

Prostat kanseri ameliyatı (radikal prostatektomi) kararı alınırken hangi hasta grupları ve kriterler göz önünde bulundurulur?

Teşhisin netleşmesinin ardından cerrahinin doğru bir tercih olup olmadığını belirlemek titiz bir değerlendirme gerektirir. Tedavi planlamasında standart bir yaklaşım bulunmaz, sürecin tamamen bireyselleştirilmesi esastır. Bu noktada kişinin kronolojik yaşından çok biyolojik yaşı, genel vücut sağlığı ve kalp, akciğer, böbrek gibi organlarının performansı belirleyicidir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam beklentisi bulunan bireyler, genellikle bu ameliyattan en yüksek faydayı elde etme potansiyeline sahiptir.

Hastalığın evresi de cerrahi karar ağacının önemli bir dalıdır. Kanser henüz prostat bezinin dışına taşmamışsa, diğer bir deyişle sadece organ içinde kalmışsa, cerrahi uygulama için oldukça elverişli bir zemin var demektir. Bu aşamada uygulanan cerrahi ile henüz çevre dokulara yayılmamış hücreler yüksek oranda kontrol altına alınabilir. Öte yandan tıptaki güncel yaklaşımlar ameliyat endikasyonlarının sınırlarını bir miktar daha genişletmiştir. Tümör prostat zarına doğru hafif bir taşma eğilimi sergilese bile, hastalık uzak organlara ulaşmadıysa, seçilmiş bireylerde cerrahi yine oldukça değerli bir seçenektir. Bu tarz lokal ilerlemiş durumlarda yapılan ameliyatlar, tümör hacmini küçültmeyi ve vücuttaki kanser yükünü hafifletmeyi hedefler. Böylelikle ilerleyen dönemlerde ihtiyaç duyulabilecek ışın veya hormon tedavilerinin başarı potansiyeli artırılmış olur. Sonuç olarak genel performans ile hastalığın büyüme hızı birlikte değerlendirilir.

Radikal prostatektomi planlanan hastalarda prostat kanseri ameliyatı öncesi teşhis ve hazırlık aşamaları nasıl ilerler?

Başarılı bir operasyonun sırrı, hazırlık aşamasının ince elenip sık dokunmasına dayanır. Hastanın anatomik yapısını ve tümörün karakteristik özelliklerini önceden analiz etmek, operasyon planını şekillendiren temel faktördür. Değerlendirmelerde sadece kanserin varlığına değil nerede konumlandığına, ne kadar yer kapladığına ve çevreyle nasıl bir iletişim kurduğuna odaklanılır.

Ameliyat öncesinde faydalanılan bazı araçlar şunlardır:

  • Kan testleri
  • Fiziki muayene
  • Görüntüleme teknikleri
  • Prostat biyopsisi

Bu araçlar, kişinin risk profilini oluşturmak için eş zamanlı olarak çalışır. Kandaki PSA seviyesinin yüksekliği veya zaman içerisindeki artış hızı, tümörün yapısı hakkında başlangıç bilgileri sunar. Fiziki muayenede prostat dokusundaki farklılıkların veya sertliklerin hissedilmesi süreci detaylandırır.

Günümüz teşhis dünyasında en güçlü destekçilerden biri de gelişmiş MR çekimleridir. Bu radyolojik inceleme, prostatın içyapısını detaylı olarak sergiler ve şüpheli bölgeleri göz önüne çıkarır. MR verileri kullanılarak gerçekleştirilen özel biyopsilerle, doğrudan riskli alandan milimetrik hassasiyetle örnek alınması sağlanır. Tümörün bezin tam neresinde olduğu, hacmi ve etrafa yayılma eğilimi gibi önemli veriler ameliyat öncesinde toparlanır. Böylelikle içeri girildiğinde karşılaşılabilecek durumlar önceden öngörülmüş olur.

Prostat kanseri ameliyatı (radikal prostatektomi) öncesinde belirlenen hastalık risk gruplarının özellikleri nelerdir?

Toplanan kan değerleri, görüntüleme raporları ve biyopsi sonuçları harmanlandığında hastalığın karakterini daha iyi anlamlandırmak üzere çeşitli gruplamalar yapılır. Belirlenen bu gruplar, ameliyat sırasında ne kadar geniş bir doku alanına müdahale edileceği yönünde bir yol haritası sunar.

Sık kullanılan temel risk grupları şunlardır:

  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk

Düşük grupta değerlendirilen hastalarda tümör hücreleri genellikle çok yavaş çoğalma eğilimindedir. PSA değerleri makul seviyelerde seyreder ve tümör fiziki muayenede çok belirgin olmayabilir. Bu aşamada uygulanan ameliyatların onkolojik sonuçları çoğunlukla oldukça yüz güldürücüdür. Cerrah, bu durumda olabildiğince korumacı bir strateji benimser.

Orta grupta hastalık biraz daha belirginleşmeye başlar, hücrelerin büyüme hızı orta düzeye çıkar. Çıkan değerlere bağlı olarak farklı tarama testlerine ihtiyaç duyulabilir. Planlama tümörün yerleştiği noktaya göre şekillenir, temiz bölgelerdeki fonksiyonel yapıların korunmasına özen gösterilir.

Yüksek grupta ise hücrelerin daha hızlı bölünme yapısına sahip olması ve bez dışına taşma ihtimali daha sıkı adımlar atılmasını gerektirir. Hastalığın başka bölgelere yayılmadığından emin olmak adına geniş kapsamlı taramalar yapılır. Onkolojik temizlik her şeyin önünde geldiği için koruyucu yaklaşımlardan ziyade, geride doku bırakmamaya odaklanan daha geniş açılı bir müdahale tercih edilir.

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Günümüzde uygulanan prostat kanseri ameliyatı (radikal prostatektomi) teknikleri nelerdir?

Tıbbi bilginin teknolojik imkânlarla buluşması cerrahi seçeneklerin artmasını sağlamıştır. Eskiden daha kısıtlı yaklaşımlarla yürütülen süreçler, günümüzde çeşitli ekipman ve sistemlerin entegrasyonuyla farklı tekniklere ayrılmıştır. Doktorun alışkanlıkları, kişinin anatomik yapısı ve tümörün durumu kullanılacak yöntemin belirlenmesinde rol oynar.

Tıp dünyasında geçerliliği olan teknikler şunlardır:

  • Açık cerrahi
  • Laparoskopik cerrahi
  • Robotik cerrahi

Her üç tekniğin de temel felsefesi hastalıklı prostat dokusunu çevre dokulardan başarıyla ayırıp dışarı almaktır. Ancak ameliyat sahasına ulaşım şekli, görüş açısının sağlanması ve kullanılan aletlerin yapısı değişiklik gösterir. Tüm yöntemlerin kendi doğasına has bazı kolaylıkları ve zorlukları vardır. Önemli olan sistemin adından ziyade, işlemin onkolojik kurallardan sapmadan tamamlanmasıdır.

Açık yöntemle yapılan prostat kanseri ameliyatı (açık radikal prostatektomi) sürecinde hastaları neler bekler?

Açık cerrahi, prostat ameliyatlarında uzun yıllardır uygulanan ve tarihsel temeli oluşturan bir yöntemdir. Karnın alt kısmında, göbekten kasığa doğru uzanan bir kesi oluşturularak ameliyat alanına doğrudan ulaşılır. Bu yöntemin en belirgin artısı, dokularla birebir temas kurulabilmesidir. Parmakların yardımıyla dokuların sertliğinin veya yapısının hissedilebilmesi, ameliyatı yürüten ekibe duyusal bir geri bildirim sağlar.

Özellikle bezin olması gerekenden çok daha büyük hacimlere ulaştığı durumlarda ya da daha önce geçirilmiş ameliyatlar sebebiyle içeride yapışıklıkların bulunduğu vakalarda, açık yaklaşım manevra alanını genişletebilir. Ancak leğen kemiğinin derin ve oldukça kısıtlı bir bölge olması sebebiyle, sadece dışarıdan bakarak işlemi sürdürmek zorluklar barındırabilir. Alanın dar olması nedeniyle damarların kontrol altına alınması kapalı yöntemlere göre biraz daha uzun sürebilir. Vücutta oluşturulan kesinin büyüklüğü iyileşme sürecinde hissedilen rahatsızlıkları artırabileceğinden hastanede yatış süresi kapalı yöntemlere oranla biraz daha uzun planlanabilir. Yine de uygun durumlarda oldukça güçlü ve geçerli bir seçenektir.

Kapalı yöntem olan laparoskopik prostat kanseri ameliyatı (laparoskopik radikal prostatektomi) hangi özellikleri taşır?

Laparoskopik cerrahi, karın duvarında geniş kesiler açmak yerine sadece küçük noktaların kullanıldığı modern bir yaklaşımdır. Açılan birkaç küçük delikten özel tasarlanmış borular yardımıyla çalışma alanına inilir. Gönderilen kamera sistemleri, alanın görüntüsünü dışarıdaki ekranlara büyüterek yansıtır ve detayların daha rahat görülmesini sağlar.

İşlem esnasında iç boşluk karbondioksit gazıyla şişirilerek geniş bir çalışma ortamı elde edilir. Bu gazın oluşturduğu basınç, ince kılcal damarlardaki küçük sızıntıları doğal yollardan baskılayarak kanamayı azaltmaya destek olur. Dokuların havayla temas etmemesi ve büyük kesilerin bulunmaması, ameliyat sonrasında hissedilen rahatsızlıkları hafifletir. Ayağa kalkma ve günlük rutine dönme süreçleri genellikle daha hızlı seyreder. Ancak içeride kullanılan aletlerin bükülmez ve düz bir yapıya sahip olması, çok ince manevralar gerektiren kısımlarda, özellikle de idrar kanalının mesaneye tekrar bağlandığı noktalarda ekstra bir ustalık gerektirir.

Robotik prostat kanseri ameliyatı (robot yardımlı radikal prostatektomi) sistemlerinin sağladığı kolaylıklar nelerdir?

Robotik teknoloji, laparoskopik sistemin bilgisayar ve mühendislikle donatılarak çok daha ileri bir noktaya taşınmış halidir. İşlemi yürüten kişi masanın başucunda durmak yerine, hemen yanda bulunan bir konsol aracılığıyla sistemi yönetir. Cihaz kendi başına bir işlem yapmaz, el hareketlerini eşzamanlı ve çok daha hassas bir şekilde içerideki uçlara aktarır.

Bu sistemin en çok öne çıkan yönü sağladığı üstün görüş imkânıdır. Prostatın bulunduğu o dar pelvik bölge, yüksek çözünürlüklü ve üç boyutlu kameralarla çıplak gözle görülemeyecek kadar büyütülerek ekrana gelir. Böylelikle doku sınırları çok daha belirgin hale gelir. Cihaz kollarının uçları insan elinin sınırlarını aşarak çok farklı açılarda bükülebilme özelliğine sahiptir. Aynı zamanda eldeki çok ufak fizyolojik titremeler sistem tarafından filtrelenerek uçlara yansıtılmaz.

Bu esneklik, kanamaya yatkın alanların daha rahat kontrol edilmesine ve cinsel fonksiyonlarda görevli ince sinir liflerinin daha nazik bir şekilde sıyrılmasına zemin hazırlar. İdrar yollarının birleştirilmesi aşamasında cihazın kıvraklığı, gerginlik yaratmayan sağlam dikişler atılabilmesine olanak tanır. Son yıllarda geliştirilen özel manevralarla prostatın arka kısmından yaklaşım sağlanarak pelvik tabanın doğal destekleyici yapısı da muhafaza edilebilmektedir. Bu durum iyileşme hızını olumlu yönde destekler.

Radikal prostatektomi sonrasında cinsel yaşamın devamı için prostat kanseri ameliyatı sırasında sinirler nasıl korunur?

Birçok kişi onkolojik tedavinin yanında yaşam kalitesinden neleri kaybedebileceği endişesini haklı olarak taşır. Sertleşme fonksiyonunun ilerleyen dönemlerde de devam edebilmesi oldukça önem verilen bir konudur. Bu işlemi yöneten ince otonom sinir lifleri, prostat dış zarının hemen yakınından adeta mikroskobik ağlar şeklinde ilerler. Bu lifleri korumak, onkolojik güvenlik alanından çıkmadan çok ince bir hattan ilerlemeyi şart koşar.

Sinir koruma düzeyleri tamamen tümörün bulunduğu konuma göre uyarlanır. Hücreler zarı aşma belirtisi göstermiyorsa ve merkezde konumlanmışsa, doku doğrudan prostat üzerinden sayılabilecek bir noktadan ayrılarak sinirler korunmaya çalışılır. Bu strateji fonksiyonların geri dönüş beklentisini artırır. Eğer hastalık zarın biraz yakınına gelmişse, riske girmemek adına prostatın üzerinde çok ince bir doku tabakası bırakılabilir; bu durumda koruma ile güvenlik dengelenmiş olur. Fakat hastalık yayılım gösterdiyse sağlığı tehlikeye atmamak adına, sinir dokusu çevreyle beraber çıkarılır.

Sinirler ameliyat boyunca başarıyla korunsa bile oldukça narin yapılar oldukları unutulmamalıdır. İşlem sırasındaki en ufak gerilmeler veya doku şişlikleri, sinirlerin bir süreliğine görevini yavaşlatmasına veya askıya almasına yol açabilir. Sinirlerin tekrar canlanıp görevini tam anlamıyla yerine getirmesi genellikle sabır isteyen ve aylara yayılabilen bir toparlanma süreci gerektirir.

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Prostat kanseri ameliyatı (radikal prostatektomi) sonrasında idrar tutma fonksiyonlarının korunması için hangi adımlar atılır?

Prostat bezinin mesanenin çıkışında bulunması nedeniyle, ameliyat sırasında idrar yolunun bütünlüğü kısa bir süreliğine ayrılmak durumunda kalır. İşlem sonunda mesane boynu ve kalan kanal tekrar dikilerek sistem eski bütünlüğüne kavuşturulur. Bu yeni düzenin sızdırmadan görevine devam etmesi, idrar tutmayı destekleyen kasların ve bağ yapıların ne kadar korunabildiği ile yakından ilgilidir.

Bölgedeki kaslara (sfinkter) müdahale edilirken bu yapıların boyunun mümkün olduğunca uzun tutulması amaçlanır. Kaslar ne kadar uzun kalırsa kasılma kapasitesi o ölçüde artar. Bez dışarı alındıktan sonra leğen kemiği tabanındaki kas yapıları özel dikiş manevralarıyla eski doğal gerginliğine yaklaştırılır. Daha sonra mesane ile idrar kanalı aralıksız ve dokuyu germeyen özel bir teknikle çepeçevre dikilir. Bu bağlantının sızdırmazlığı, erken iyileşme evresinin temel taşıdır.

Sonda vücuttan ayrıldıktan sonraki ilk zamanlarda ani hareketlerle, öksürme veya gülme esnasında hafif sızıntılar yaşanması beklenen bir durumdur. Bölge kasları yeni anatomisine henüz alışmaktadır. Pelvik bölge kaslarını kuvvetlendirmeye yönelik uygulanan basit egzersizler, bu adaptasyon evresini kısaltmaya yardımcı olur. Bu süreçle birlikte idrar kontrolü büyük oranda eski sağlıklı haline döner.

Radikal prostatektomi sırasında prostat kanseri ameliyatı lenf bezlerine müdahaleyi gerektirir mi?

Hastalık hücrelerinin bulundukları yerden uzaklaşmak için kullandığı ilk geçiş yolları lenf kanalları ve onların birleştiği bölgesel lenf bezleridir. Operasyona girmeden önce toplanan veriler yardımıyla bu sıçrama ihtimali öngörülebilmektedir. Çeşitli matematiksel hesaplamalar ve tablolar sayesinde bir risk değeri çıkarılır. Eğer bu değerler hastalığın lenf bezlerine ulaşmış olma ihtimalini belirli bir oranın üzerinde gösteriyorsa, planlama genişletilir.

Genişletilmiş bir temizlik yapılması gerektiğinde, bölgedeki damarları saran lenf bezleri titizlikle temizlenerek dışarı alınır. Hücrelerin yayılım ağını kesmek adına yapılan bu müdahale, hastalığın sistemik düzeyde kontrolünü sağlamaya çalışır. Lenf kanallarının kapanmasına bağlı olarak ameliyat sonrası o bölgede ufak çaplı sıvı birikimleri gözlemlenebilir. Vücut çoğu zaman bunu kendi iç dinamikleriyle emer. Fakat sıvının miktarı artarak çevre organlara veya idrar yollarına baskı hissettirdiğinde ufak müdahalelerle bu sıvının dışarı alınması mümkündür.

Prostat kanseri ameliyatı (radikal prostatektomi) sonrası patoloji raporunda yer alan cerrahi sınır değerlendirmeleri ne anlama gelir?

Ameliyatta dışarı çıkarılan tüm dokular laboratuvar ortamına gönderilerek hücre düzeyinde detaylı bir incelemeye alınır. Bu inceleme, yapılan müdahalenin ne derece kapsayıcı olduğunun belgesidir. Doku sınırları özel renklerle boyanır ve tümörün uç kısımlara ulaşıp ulaşmadığı mikroskop altında aranır.

Boyanan alanlarda kanserli hücreye rastlanmadığında cerrahi sınır negatif olarak raporlanır. Bu durum tümörün büyük oranda çıkarıldığına dair güçlü bir işaret kabul edilir. Bazen hastalık gözle görünmeyen çok mikroskobik boyutlarda doku dışına dayanmış olabilir ve sınırlarda tek tük hücrelere rastlanabilir. Buna da cerrahi sınır pozitifliği denir. Bu durum bir hata değil daha ziyade tümörün zorlayıcı yapısının bir sonucudur ve bireyin daha sıkı takip edilmesini gerektirebilir.

Takiplerde prostat bezi artık vücutta olmadığından kanda bakılan PSA düzeyinin çok alt seviyelerde ölçülmesi beklenir. Ancak yıllar içindeki kontrollerde bu değerin belirli sınırların üzerine doğru hareket etmesi, hastalığın hücresel bazda yeniden canlanmaya çalıştığını işaret edebilir. Böyle durumlarda ameliyat bölgesine uygulanan ilave ışın veya hormon destekleriyle hücresel hareketlilik bastırılmaya çalışılır.

Radikal prostatektomi sonrası hastanede yatış ve prostat kanseri ameliyatı sonrası iyileşme süreci nasıl yönetilir?

Ameliyatı başarıyla atlatan bireyleri, dokularının kendini toparlayacağı ve yeni düzene alışacağı bir iyileşme dönemi bekler. İşlem biter bitmez içerideki sızıntıları tahliye etmek amacıyla bölgeye ince bir dren hortumu yerleştirilir. İlerleyen günlerde gelen sıvı miktarı minimal düzeye inince bu hortum ağrısız bir şekilde alınır.

Ameliyat sonrası bedeni toparlamaya yardımcı olan adımlar şunlardır:

  • Mümkün olan en kısa sürede ayağa kalkıp yürümek
  • Bağırsakları yormayacak gıdalar tüketmek
  • İhtiyaç duyulan oranda su içmek
  • Derin solunum egzersizleri yapmak

Kapalı sistemlerin dokuya verdiği hasarın az olması sayesinde ayağa kalkma süreçleri erken başlar. Hareket etmek pıhtı riskini azaltırken sindirim sisteminin de eski rutinine dönmesine katkı sunar. Yeme içme alışkanlıklarına kademeli olarak dönüldüğünde sıvı tüketimine ağırlık verilmesi yeni dikişlerin sağlığı için de önemlidir. Taburculuk süresi kişinin genel toparlanma performansına göre değişmekle birlikte çoğu zaman kısa süre içinde eve geçiş izni verilir. İdrar kesesi ile kanalı birbirine bağlayan dikişlerin sağlamlaşması için idrar yolu sondası, bedenin iyileşme hızına uygun bir süre boyunca içeride tutulur.

Prostat kanseri ameliyatı (radikal prostatektomi) sonrası taburculuk ve normal hayata dönüş aşamasında nelere dikkat edilmelidir?

Hastaneden çıkıp eve dönmek, iyileşme maratonunun daha rahat bir zemine taşındığı anlardan biridir. İdrar sondası belirlenen günün sonunda poliklinik şartlarında kolayca çıkarılır ve birey yeniden doğal yollardan idrara çıkmaya başlar. Vücudun bu duruma uyum sağlaması biraz vakit alabilir, bu nedenle moralin yüksek tutulması önemlidir. İdrar damlatma gibi durumların çözümünde pelvik taban egzersizlerinin sürekli uygulanması çok faydalıdır; kaslar çalıştıkça kuvvetlenir ve toparlanır.

Cinsel fonksiyonların rehabilitasyonu da sonda çıkarıldıktan sonra yavaş yavaş başlatılır. Bölgedeki kan dolaşımını canlandırmak ve dokuları oksijensiz bırakmamak adına hekim tavsiyesiyle çeşitli medikal desteklere başvurulabilir. İyileşme döneminde bedeni hırpalayacak işlerden, çok ağır yüklerden ve zorlayıcı sportif faaliyetlerden uzak durmak koruyucu bir önlemdir. Başarının uzun soluklu olması tamamen düzenli takiplerin sürdürülmesine bağlıdır. İlerleyen dönemlerde belirli periyotlarla kan testleri yaptırılarak vücudun durumu izlenmeye devam edilir. Bu rutinlere uyum sağlandığında, hastalık geride bırakılarak sağlıklı günlere huzurla adım atılması hedeflenmektedir.

Blog Yazıları

Açık Prostatektomi Ameliyatı Yorumları

Açık prostatektomi ameliyatı yorumları incelendiğinde hastalar, [...]

Devamını Oku
Thulium Lazer Prostat Ameliyatı (ThuLEP) Ameliyatı Yorumları

ThuLEP (Thulium Lazer Prostat Ameliyatı) hasta [...]

Devamını Oku
Holep Prostat Ameliyatı Olanların Yorumları

HoLEP prostat ameliyatı olanların yorumları, tedavinin [...]

Devamını Oku
Rezum Tedavisi (Su Buharı İle Prostat Tedavisi) Olanların Yorumları

Rezum tedavisi olanların yorumları; işlemin ağır [...]

Devamını Oku
Prostat TUR (TUR-P) Ameliyatı Olanların Yorumları

Prostat TUR (TUR-P) ameliyatı olanların yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek Büyümesi (Hidronefroz) Tedavisi Yorumları

Böbrek büyümesi (hidronefroz) tedavisi hasta yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek İltihabı (Piyelonefrit) Tedavisi Yorumları

Böbrek iltihabı (piyelonefrit) tedavisi yorumları, hastaların [...]

Devamını Oku
Böbrek Taşı Tedavisi Yorumları

Böbrek taşı tedavisi yorumları, kişiye en [...]

Devamını Oku