Böbrek ve idrar yolu taşları, idrar içerisinde çözünmüş halde bulunan kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi minerallerin çeşitli nedenlerle kristalleşerek böbrek havuzcuğunda veya kanallarda sert kütleler oluşturmasıdır. Tıbbi literatürde ürolitiyazis olarak tanımlanan bu tablo boşaltım sisteminin herhangi bir noktasında idrar akışını engelleyebilen mekanik bir problemdir. Vücudun mineral ve sıvı dengesindeki bozulmalar sonucu ortaya çıkan bu kristal yapılar modern ürolojik yaklaşımlarla böbrek dokusuna zarar vermeden etkin bir şekilde temizlenebilmektedir. Yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bu sağlık sorununun profesyonel yönetimi, mevcut taşın cerrahi ve/veya medikal yöntemlerle temizlenmesinin yanı sıra yeni taş oluşumlarının bilimsel protokollerle engellenmesini de kapsamaktadır.

Prof. Dr. Yılören TANIDIR
Üroloji Uzmanı

Prof. Dr. Yılören Tanıdır, 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, üroloji ihtisasını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış bir üroloji uzmanıdır. Medicana Ataşehir Hastanesi’nde görev yapan Tanıdır; endoüroloji, laparoskopi, robotik cerrahi ve çocuk ürolojisi (hipospadias, nörojen mesane) alanlarında uzmanlaşmıştır.

Prof. Dr. Yılören Tanıdır üroloji alanında tanı ve tedavi hizmetler sunmaktadır. Güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda, minimal invaziv, laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemler uygulamaktadır. Tanı ve tedavi süreçlerinde hasta güvenliği, etik ilkeler ve bilimsel veriler esas alınarak hizmet vermektedir.

WhatsApp'tan İletişime Geç
Hastalığın Tanımı Böbrek ve idrar yolu taşları, idrarda bulunan mineral ve tuzların kristalleşerek böbrek, üreter, mesane veya üretrada sert yapılar oluşturmasıyla gelişen bir hastalıktır.
Taş Türleri Kalsiyum oksalat taşları, kalsiyum fosfat taşları, ürik asit taşları, strüvit taşları ve sistin taşları en sık görülen taş tipleridir.
Görülme Sıklığı Böbrek taşları toplumda yaygın görülür ve yaşam boyunca tekrar etme eğilimi yüksektir.
Risk Faktörleri Yetersiz su tüketimi, aşırı tuz tüketimi, yüksek proteinli beslenme, obezite, aile öyküsü, metabolik hastalıklar, bazı ilaçlar ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları riski artırabilir.
Belirtiler Ani başlayan şiddetli yan ağrısı (renal kolik), kasığa yayılan ağrı, idrarda kan, bulantı, kusma, sık idrara çıkma, idrar yaparken ağrı ve enfeksiyon varsa ateş görülebilir.
Acil Durum Belirtileri Ateş, titreme, idrar yapamama, dayanılmaz ağrı, tek böbreği olan kişilerde idrar akışının durması veya böbrek fonksiyonlarının bozulması acil değerlendirme gerektirir.
Tanı Yöntemleri Hasta öyküsü, fizik muayene, idrar tahlili, kan testleri, ultrasonografi, direkt üriner sistem grafisi ve kontrastsız bilgisayarlı tomografi tanıda kullanılır.
Tedavi Seçimini Etkileyen Faktörler Taşın boyutu, yeri, sertliği, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, enfeksiyon varlığı ve böbrek fonksiyonları dikkate alınır.
Kendiliğinden Düşebilen Taşlar Küçük boyutlu taşlar uygun sıvı alımı ve tıbbi takip ile kendiliğinden düşebilir.
İlaç Tedavisi Ağrı kesiciler, spazm çözücü ilaçlar, taş düşürmeye yardımcı ilaçlar ve gerekli durumlarda enfeksiyon için antibiyotik tedavisi uygulanabilir.
ESWL (Vücut Dışından Şok Dalgası ile Taş Kırma) Cilt üzerinden gönderilen şok dalgalarıyla taşın küçük parçalara ayrılması amaçlanır. Genellikle uygun boyut ve konumdaki taşlarda tercih edilir.
Üreteroskopi (URS) İnce bir endoskop yardımıyla idrar kanalından girilerek taş lazer veya diğer enerji kaynaklarıyla kırılır ve çıkarılır. Özellikle üreter taşlarında sık uygulanır.
Fleksibl Üreterorenoskopi (RIRS) Esnek endoskop kullanılarak böbrek içindeki taşlara ulaşılıp lazer ile parçalanması işlemidir. Büyük kesi gerektirmez.
Perkütan Nefrolitotomi (PNL) Sırttan açılan küçük bir giriş yoluyla böbreğe ulaşılarak büyük veya karmaşık taşların çıkarılması işlemidir.
Açık veya Laparoskopik Cerrahi Günümüzde nadiren uygulanır. Çok büyük, anatomik bozuklukla birlikte olan veya diğer yöntemlerle tedavi edilemeyen taşlarda düşünülebilir.
Tedavi Sonrası Takip Görüntüleme yöntemleri ile taşın tamamen temizlenip temizlenmediği değerlendirilir. Gerekirse metabolik inceleme yapılır.
Olası Komplikasyonlar İdrar yolu enfeksiyonu, böbrek hasarı, idrar akışının engellenmesi, kanama, taşın tekrarlaması ve nadiren böbrek fonksiyon kaybı gelişebilir.
Taş Analizi Düşürülen veya çıkarılan taşın laboratuvar incelemesi, tekrar oluşum riskini azaltacak önlemlerin belirlenmesine yardımcı olur.
Metabolik Değerlendirme Tekrarlayan taş hastalarında kan testleri ve 24 saatlik idrar analizi ile taş oluşumuna neden olabilecek metabolik bozukluklar araştırılır.
Sıvı Tüketimi Günlük yeterli miktarda sıvı tüketimi, idrar hacmini artırarak yeni taş oluşum riskini azaltmada en önemli korunma yöntemlerinden biridir.
Beslenme Önerileri Aşırı tuz tüketiminden kaçınılması, dengeli kalsiyum alımı, gereksiz hayvansal protein tüketiminin sınırlandırılması ve taş tipine uygun diyet önerileri uygulanabilir.
Tekrarlamayı Önleme Düzenli kontrol, yaşam tarzı değişiklikleri, yeterli sıvı alımı, taş tipine yönelik beslenme düzenlemeleri ve gerekli hastalarda koruyucu ilaç tedavisi önerilebilir.
İyileşme Süreci Tedavi yöntemi ve taşın özelliklerine göre değişmekle birlikte, çoğu hasta kısa sürede günlük yaşamına dönebilir. Cerrahi işlemler sonrası doktor önerilerine uyulması iyileşmeyi destekler.
Düzenli Kontroller Tedavi sonrasında belirli aralıklarla görüntüleme ve laboratuvar değerlendirmeleri yapılarak yeni taş oluşumu veya kalan taş parçaları takip edilir.

Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Hastalıkları

Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Nedir ve Vücudumuzda Nerede Oluşur?

İnsan vücudu, tıpkı muazzam bir fabrika gibi sürekli olarak atık maddeler üretir ve bu atıkların kanımızdan süzülüp temizlenmesi görevi böbreklerimize aittir. Böbrekler, kanı filtreleyerek idrarı oluşturur. İdrar, aslında suyun içinde yüzlerce farklı kimyasalın bulunduğu karmaşık bir sıvıdır. Eğer tüketilen su miktarı çok az olursa veya vücut bir şekilde çok fazla mineral atmaya çalışırsa, idrarın içindeki bu maddeler sıvı formda kalamaz ve tortulaşmaya başlar. Tıpkı bir bardak suyun içine çok fazla şeker attığınızda bir süre sonra şekerin dibe çökmesi gibi, idrardaki mineraller de benzer bir şekilde böbreğin iç yüzeyinde birikebilir. Başlangıçta gözle görülmeyecek kadar küçük olan bu kum tanecikleri, zamanla birbirlerine tutunarak milimetrik, hatta bazen santimetrik boyutlara ulaşan taşları meydana getirir.

Oluşan bu sert yapılar her zaman böbreğin içinde sabit kalmazlar. İdrarın akış yönüyle birlikte aşağıya doğru hareket edebilirler. Taşın vücutta bulunduğu konuma göre hastalığın seyri ve hastaya vereceği rahatsızlık derecesi tamamen değişir. Bazen çok büyük bir taş böbreğin içinde hiç hareket etmeden yıllarca sessizce beklerken, mercimek tanesi kadar küçük bir taş dar bir kanala girip idrar akışını tamamen durdurabilir.

Böbrek ve idrar yolu taşları oluşum ve takılma bölgeleri şunlardır:

  • Böbrek havuzcuğu (Renal pelvis)
  • Böbrek alt odacıkları (Böbrek alt kaliksi)
  • Böbrek orta odacıkları (Böbrek orta kaliksi)
  • Böbrek üst odacıkları (Böbrek üst kaliksi)
  • Böbrekte odacıkların balonlaştığı yerler (Böbrek divertikülü)
  • Üst idrar kanalı (Üst üreter)
  • Orta idrar kanalı (Orta üreter)
  • Alt idrar kanalı (Alt üreter)
  • İdrar kesesi (Mesane)
  • Dış idrar kanalı (Üretra)

Türkiye’de Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Neden Bu Kadar Sık Görülmektedir?

Böbrek taşı hastalığının ortaya çıkmasında yaşanılan coğrafyanın, iklimin ve çevresel faktörlerin inanılmaz derecede büyük bir etkisi vardır. Haritaya bakıldığında, dünyanın belli bölgelerinde bu hastalığın çok daha yoğun görüldüğü bir “taş kuşağı” bulunur ve Türkiye bu kuşağın içerisinde yer alır. Bu nedenle ülkemizde her on kişiden en az ikisinde hayatının bir döneminde bu hastalıkla tanışması kesinlikle tesadüf değildir. İklim koşulları bu yüksek oranların en temel sebeplerinden biridir. Özellikle yaz aylarının çok sıcak ve uzun geçtiği bölgelerde, insanlar terleme yoluyla farkında olmadan devasa miktarlarda sıvı kaybederler. Bu sıvı kaybı gün içinde yeterli su içilerek yerine konmazsa, böbrekler suyu vücutta tutmaya çalışır ve dışarıya çok az, koyu renkli, yoğun bir idrar atar. İşte bu yoğun idrar, taş oluşumu için en mükemmel ortamdır.

İklimin yanı sıra beslenme alışkanlıklarımız da bu süreci hızlandırır. Tuz tüketiminin çok yüksek olduğu, hayvansal proteinin bolca tüketildiği ancak günlük su içme alışkanlığının zayıf kaldığı bir yaşam tarzı, böbrekleri sürekli olarak zorlar. Ayrıca genetik geçişin, yani ailesel yatkınlığın,  payıda büyüktür; ailesinde taş hastalığı olan bireylerin bu sorunu yaşama ihtimali diğer insanlara göre çok daha yüksektir. Özellikle akraba evliliklerinin sık görüldüğü bölgelerde, nadir görülen ve çocukluk çağında başlayan genetik böbrek taşı hastalıklarına da ne yazık ki daha sık rastlanmaktadır. Eskiden erkeklerde çok daha fazla görülen bu durum günümüzde değişen diyet alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzının artmasıyla birlikte kadınlarda da hızla artış göstermektedir.

Ülkemizde böbrek ve idrar yolu taşları sıklığını artıran faktörler şunlardır:

  • Sıcak iklim koşulları
  • Yetersiz su tüketimi
  • Aşırı terleme
  • Genetik yatkınlık
  • Hareketsiz yaşam tarzı
  • Akraba evlilikleri
  • Yüksek tuz tüketimi
  • Şişmanlık (Obezite)

Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Nasıl Bir Mekanizmayla Ortaya Çıkar?

Vücudumuzda taşın nasıl oluştuğunu anlamak, aslında bu hastalığı nasıl önleyebileceğimizi anlamanın da anahtarıdır. İdrar yollarında kristalleşmeyi tetikleyen en önemli durum idrarın “aşırı doygunluk” seviyesine ulaşmasıdır. İdrarın içinde sürekli olarak taş yapıcı maddeler ile taş oluşumunu engelleyici koruyucu maddeler arasında hassas bir terazi vardır. Kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi maddeler terazinin taş yapıcı kefesinde yer alırken, sitrat ve magnezyum gibi maddeler terazinin koruyucu kefesindedir. Koruyucu maddeler, idrarın içindeki mikroskobik kristallerin birbirine yapışmasını engelleyen doğal kalkanlardır. Eğer bir kişinin idrarında bu koruyucu maddeler doğuştan veya beslenme hataları nedeniyle eksikse, taş yapıcı mineraller hızla birleşerek büyümeye başlar.

Ayrıca idrarın asitlik veya bazlık derecesi, yani pH değeri de çok kritiktir. İdrar çok asidik bir hale geldiğinde farklı mineraller, çok alkali bir hale geldiğinde ise tamamen farklı mineraller kristalleşme eğilimi gösterir. Bu nedenle kişinin metabolik yapısı, tükettiği gıdaların türü ve idrarının kimyasal dengesi, bir bütün olarak taşın oluşum sürecini başlatır veya durdurur.

Böbrek ve idrar yolu taşları oluşumunda rol oynayan inorganik ve organik maddeler şunlardır:

  • Kalsiyum
  • Oksalat
  • Fosfat
  • Ürik asit
  • Sistin
  • Strüvit
  • Sitrat
  • Magnezyum

Sık Karşılaşılan Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Çeşitleri Nelerdir?

Toplumda böbrek taşı genellikle tek tip bir kütle gibi düşünülse de aslında içerdikleri kimyasal maddelere göre tamamen farklı karakterlere sahip taş türleri vardır. Bu türlerin ayrımını yapmak, hastanın ileride tekrar taş düşürmesini engellemek ve doğru tedavi yöntemini seçmek açısından son derece önemlidir. Örneğin en sık karşılaştığımız tür olan kalsiyum oksalat taşları genellikle oldukça sert, röntgende kolayca görülebilen ve kırılması bazen zahmetli olabilen taşlardır. Hastaların yaklaşık yüzde sekseninde bu taş türüne rastlanır ve temelinde genellikle yetersiz sıvı alımı ile birlikte genetik yatkınlık yatar.

Diğer taraftan ürik asit taşları tamamen farklı bir hikayeye sahiptir. Röntgende kesinlikle görünmeyen, sadece tomografide tespit edilebilen bu taşlar, idrarın çok asidik olduğu durumlarda ortaya çıkar. Genellikle hayvansal proteini çok tüketenlerde veya gut hastalığı olanlarda görülür. Bu taşların tıp dünyasındaki en güzel özelliği, ameliyata gerek kalmadan, sadece idrarı alkali hale getiren bazı ilaçlar kullanılarak vücut içinde eritilebilmeleridir. Ancak bu süreç taşın büyüklüğü ile ilgilidir. Bu nedenle çok büyük boyutta olan taşlar her zaman ilaç tedavisi verilerek erimeleri beklenmez. Bir diğer farklı tür ise strüvit taşlarıdır. Bunlar tamamen kronik idrar yolu enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişir ve çok hızlı büyüyerek böbreğin içini adeta bir geyik boynuzu gibi tamamen doldurabilirler. Sistin taşları ise tamamen doğuştan gelen genetik bir hastalığın sonucudur, bir süspansiyon sistemi gibi çalışan kimyasal yapısı şok dalga tedavisine dirençli olmalarına neden olur. Bu taşı olan hastalar çok erken yaşlarda tanı alırlar ve sık sık taş hastalığı nedeniyle cerrahi işlem ihtiyacı yaşarlar.

En bilinen böbrek ve idrar yolu taşları çeşitleri şunlardır:

  • Kalsiyum oksalat
  • Kalsiyum fosfat
  • Ürik asit
  • Strüvit
  • Sistin

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Ağrısı Neden Bu Kadar Şiddetlidir ve Belirtileri Nelerdir?

Böbrek taşı dendiğinde akla ilk gelen şey o meşhur, hafızalara kazınan dayanılmaz ağrıdır. Çoğu hasta bu ağrıyı hayatlarında yaşadıkları en şiddetli acı olarak tarif eder. Peki, sadece birkaç milimetre çapındaki bir taş nasıl oluyor da insanı kıvrandıracak kadar büyük bir acı yaratabiliyor? Toplumdaki yaygın inanışın aksine, ağrının sebebi taşın idrar kanalının duvarlarını çizmesi veya kanatması değildir. Ağrının asıl sebebi tamamen mekanik olarak idrar akışının bozulması sonucu böbreğin parçası olduğu sistemde olan bir basınç artışıdır. Böbrek durmaksızın idrar üretmeye devam eder. Ancak kanalın içinde ilerleyen bir taş aniden yolu tıkadığında, üretilen idrar aşağıya mesaneye doğru akamaz ve böbreğin içinde birikmeye başlar. Bu birikim, böbreği saran ve sinir ağı açısından inanılmaz derecede zengin olan incecik böbrek kapsülünün balon gibi gerilmesine yol açar. İşte beyne giden o korkunç ağrı sinyallerinin asıl kaynağı, kapsüldeki bu ani gerilmedir.

Ağrı genellikle aniden başlar ve dalgalar halinde gelir. Taşın bulunduğu bölgeye göre ağrının hissedildiği yer de değişir. Taş yukarıdaysa sırtta ve belde hissedilen ağrı, taş idrar kanalından aşağıya doğru inmeye başladıkça karın boşluğunun ön tarafına, kasıklara ve hatta genital bölgeye doğru yayılır. Bu sırada böbrekteki aşırı stres durumu otonom sinir sistemini denilen insanını kontrolü dışında çalışan sinir sistemini de tetiklediği için mide bağırsak sistemi de etkilenir ve şiddetli bulantı ile kusma krizleri tabloya eklenir. Taşın kanalda yarattığı tahrişe bağlı olarak idrarda kanama görmek de son derece olağan bir durumdur.

Böbrek ve idrar yolu taşları ataklarında hastaların yaşadığı şikayetlerin bazıları şunlardır:

  • Şiddetli bel ağrısı
  • Kasıklara yayılan sancı
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • İdrarda kanama
  • Sık idrara çıkma hissi (mesaneye yakın olan taşlarda)
  • İdrar yaparken yanma (mesaneye yakın olan taşlarda)
  • Genital bölgeye vuran ağrı (mesaneye yakın olan taşlarda)

Acil Servislerde Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Teşhisi Hangi Yöntemlerle Konulur?

Kıvrandırıcı bir ağrıyla hastaneye başvuran bir hastada ilk yapılması gereken şey, bu ağrının gerçekten bir taştan mı yoksa apandisit veya safra kesesi gibi başka bir problemden mi kaynaklandığını hızla ve kesin olarak ayırt etmektir. Tıbbi teknolojinin gelişimi sayesinde günümüzde teşhis süreci oldukça hızlı, güvenilir ve net bir şekilde ilerlemektedir. İlk aşamada genellikle radyasyon içermeyen, tamamen ses dalgalarıyla çalışan ve hastaya hiçbir zararı olmayan ultrasonografi tercih edilir. Ultrason, böbrekteki şişmeyi (idrar birikimini) anında gösterir ve taşa çarpan ses dalgalarının oluşturduğu o karanlık gölge sayesinde taşın varlığını doğrular. Gebelerde ve çocuklarda bu yöntem her zaman ilk ve en güvenli seçenektir.

Ancak kesin bir tedavi planı yapılabilmesi için, taşın nerede durduğu, boyutunun milimetrik ölçümü ve içerik yoğunluğu çok detaylı olarak bilinmelidir. Ayrıca idrar kanalında olan taşlar gibi bazı taşlar ultrasonla görüntülenemeyebilir,  işte bu noktada modern tıbbın altın standardı olan bilgisayarlı tomografi devreye girer. Çoğunlukla taş hastalığında ilaçsız (kontrastsız) tip tomografi kullanılır. Bir dakikadan daha kısa sürede yapılan bu görüntüleme idrar yollarının üç boyutlu bir haritasını da çıkarabilir. Tomografi, röntgende görünmeyen ürik asit taşları dahil olmak üzere sistemdeki 1 milimetrelik kum tanesi boyutunda olan bir taşı bile net bir şekilde gösterir. Ayrıca cihazın ölçtüğü yoğunluk değeri sayesinde taşın ne kadar sert olduğu önceden bilinebilir, bu da daha sonra uygulanacak vücut dışı taş kırma veya ameliyat işlemlerinin başarısını öngörmemizi sağlar.

Böbrek ve idrar yolu taşları tanısında kullanılan tıbbi testlerin çoğu şunlardır:

  • Ultrasonografi
  • İlaçsız ve/veya ilaçlı bilgisayarlı tomografi
  • İntravenöz piyelografi (günümüzde nadir kullanılır)
  • Direkt üriner sistem röntgeni
  • Tam idrar tahlili
  • Böbrek fonksiyon kan testleri
  • Enfeksiyon varlığını ve taşa yatkınlığı tarayan bazı kan testleri
  • İdrar kültürü

Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Atağında İlk Tıbbi Müdahale Nasıl Yapılmalıdır?

Renal kolik dediğimiz böbrek taşı krizi anında hastanın tek bir isteği vardır: O anki ağrının bir an önce kesilmesi. Bu nedenle acil yaklaşımın temel amacı, ağrının mekanizmasını kırarak hastayı rahatlatmaktır. Burada öncelikle basit ağrı kesiciler, böbrek içindeki sıvı basıncını düşürecek ve idrar kanalındaki spazmları çözecek özel ilaçlar kullanılır. Gerektiğinde iltihap giderici özelliği de olan antibiyotikler veya uyuşturucu etkisi olan bazı güçlü ağrı kesiciler de kullanılabilir. Hatta idrar kanallarını genişleterek idrar akışını hızlandırmak ve basıncı düşürmek amacıyla bazen prostat büyümesinde kullanılan alfa bloker denilen ilaçlar dahi kullanılabilir.

Toplumda çok yaygın olan ve maalesef sıkça yapılan bir hata vardır: Ağrı krizine giren hastaya zorla litrelerce su içirmeye çalışmak veya damardan litrelerce serum vermek. Oysa kanal zaten bir taş tarafından tamamen tıkanmıştır. Kapalı bir musluğun arkasındaki boruya daha fazla su basarsanız boru patlama noktasına gelir. Aynı şekilde tıkalı bir böbreğe aşırı sıvı yüklemek, idrar üretimini artırarak zaten had safhada olan böbrek içi basıncı daha da artırır ve hastanın ağrısını dayanılmaz boyutlara taşıyabilir. Bu yüzden kriz anında hastaya sadece temel ihtiyacı kadar sıvı verilmeli, zorlu su tüketiminden kesinlikle kaçınılmalıdır.

Böbrek ve idrar yolu taşları krizinde uygulanan acil tedavi adımları şunlardır:

  • Damar yolu açılması
  • İdame serum takviyesi
  • Ağrı kesici veya uyuşturucu iğneler
  • Spazm çözücü ilaçlar
  • Bulantı önleyiciler
  • Mide koruyucular

Küçük Boyutlu Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Sadece İlaç Kullanılarak Düşürülebilir mi?

Her böbrek taşı anında bir ameliyat masasına veya şok dalga cihazına (halk arasında yanlış olarak lazer cihazı veya ses dalgası tedavisi diye de bilinir) yatmayı gerektirmez. Vücudumuz, anatomik olarak belli bir büyüklüğe kadar olan taşları kendi kendine dışarı atabilecek mükemmel bir tahliye sistemine sahiptir. Özellikle 5 milimetre ve altındaki taşların çok büyük bir kısmı, uygun yönlendirmeler ve bol sıvı tüketimiyle herhangi bir tıbbi müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden düşer. Ancak taşın boyutu 6 milimetrenin üzerine çıktığında, bu taşların kanalda takılma ve şiddetli ağrılara yol açma ihtimali artar. İşte bu gruptaki hastalar için “ilaçla taş düşürme tedavisi” bir tedavi seçeneği olabilmektedir.

Bu tedavide ilginç bir şekilde aslında prostat hastalarının idrar yapmasını kolaylaştırmak için geliştirilmiş olan özel bir ilaç grubu olan alfa blokerler kullanılır. Bu ilaçlar, idrar kanalının alt kısmında yer alan düz kasların üzerinde harika bir gevşetici etkiye sahiptir. İlaç kullanıldığında kanalın duvarlarındaki spazm ve kasılmaların hafiflemesi hedeflenir, bu da tünelin bir miktar genişlemesine ve taşın mesaneye doğru ilerlemesinin kolaylaşmasına yardımcı olabilir. Bu süreç genellikle maksimum 3 ila 4 haftalık bir zaman dilimini kapsar. Eğer bu süre zarfında taş düşmezse, şiddetli ağrılar kontrol altına alınamazsa veya böbrekte kalıcı hasar yaratacak düzeyde bir şişlik oluşursa, vakit kaybetmeden diğer tedavi yöntemlerine geçilmelidir.

İlaçla düşme ihtimali göreceli olarak yüksek olan ve beklenebilecek taşların özellikleri şunlardır:

  • Beş milimetreden küçük taşlar
  • En fazla on milimetreye kadar olan taşlar
  • İdrar kanalının alt kısmına yakın olan olan taşlar
  • Düzgün yüzeyli taşlar
  • Enfeksiyona yol açmamış taşlar
  • Böbrek fonksiyonunu bozmayan taşlar

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Dışarıdan Şok Dalgaları Kullanılarak Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Nasıl Kırılır?

Cerrahi müdahalelere gerek kalmadan, hastanın vücudunda hiçbir kesi veya delik açılmadan taşların yok edilebilmesi fikri yıllar önce tıpta büyük bir devrim yaratmıştır. SWL (Şok dalga litotripsi tedavisi) adı verilen bu yöntemde hastanın vücudunun dışında özel bir cihaz tarafından yüksek enerjili şok dalgaları (ortamda bir ses olduğundan hastalar ses dalgası diye de söyler) üretilir. Bu dalgalar deri, kas ve diğer yumuşak dokuların içinden hiçbir zarar vermeden geçer ve sadece sert bir cisme, yani taşa çarptığında enerjilerini boşaltırlar. Odaklanan bu enerji, taşı defalarca vurarak taşları ufak tanelere veya milimetrik parçalara gelene kadar ufalanmalarını hedefler. Hastalar işlem sonrasındaki günlerde bu ufalmış kumları idrarlarıyla birlikte dışarı atarlar.

Bu yöntem genellikle böbreğin içindeki veya idrar kanalının içerisinde yerleşim yerinden bağımsız çoğunlukla 2 santimetreden küçük ve yoğun olmayan taşlara sahip hastalar için bir ilk seçenektir. Ancak her teknoloji gibi bunun da sınırları vardır. Tomografide çok sert olduğu anlaşılan taşlar, bu ses dalgalarına direnç göstererek kırılmayabilir. Hasta çok kiloluysa, şok dalgaları o kalın yağ dokusunu geçip taşa yeterli güçte ulaşamaz. Ayrıca taş böbreğin alt odacıklarındaysa veya ağzı dar odacıklarda ise kırılmasına rağmen parçalar yerçekimine karşı koyup kanala tırmanamayacağı veya dar yerleri geçemeyeceği için böbreğin dibinde kalır. Ayrıca gebe hastalarda bebeğe zarar verebileceği için, kan sulandırıcı kullananlarda da ciddi kanamalara neden olabileceği için iyi bir tedavi tercihi değillerdir.  Benzer şekilde enfeksiyonu olanlarda da enfeksiyonun kana karışmasına ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmelerinden dolayı tercih edilmez. Bu gibi durumlarda diğer kapalı ameliyat yöntemlerine yönelmek gerekir.

Ses dalgası ile böbrek ve idrar yolu taşları kırma işlemini zorlaştıran ve tercih edilmeyeceği durumlar şunlardır:

  • İleri derece obezite
  • Çok sert taş yapısı
  • Böbreğin alt odacık yerleşimi
  • İdrar yollarında anatomik darlık
  • Gebelik durumu
  • Aktif idrar yolu enfeksiyonu
  • Kanama bozuklukları ve kan sulandırıcı ilaç kullanımı

Lazer Teknolojisi ile Kapalı Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Ameliyatı Nasıl Uygulanır?

Ses dalgalarının yetersiz kaldığı durumlarda veya idrar kanalında takılıp kalmış taşlarda devreye yüksek tıp teknolojisinin en güzel örneklerinden biri olan bükülebilir kameralı aletler ve lazer sistemleri girer. Tamamen doğal yollardan, vücutta hiçbir delik açılmadan yapılan bu işleme Retrograd İntrarenal Cerrahi (RIRS) adı verilir.  Bu işlemde kullanılan aletlere de fleksibl üreteroskop denilir. Hasta uyutulduktan sonra, idrar yapılan delikten içeri ilerletilen bu incecik, esnek ve uç kısmı bir yılan gibi her yöne kıvrılabilen fiber optik kamera sistemleri ile idrar kanalı boyunca yukarı çıkılır, böbreğin içine ulaşılır ve böbreğin en ücra köşelerindeki odacıklara bile girilerek taş gözle görülür hale getirilir.

Taşla karşılaşıldığında, bu incecik aletin içinden geçirilen bir lazer teli taşa temas ettirilir. Lazer enerjisi, taşın kimyasal yapısına göre değişmekle birlikte, onu genellikle kısa sürede ufak parçalara ayırabilir veya toz haline getirebilir. Daha sonra “basket” adı verilen, açılıp kapanabilen mikroskobik ağlarla bu parçalar tutularak dışarı alınır. Lazerle kapalı böbrek taşı ameliyatının en büyük avantajları arasında, işlem sonrası ağrının genellikle az olması, doku hasarı riskinin düşüklüğü ve hastaların büyük bir kısmının işlem günü veya ertesi günü hastaneden taburcu olarak günlük yaşamlarına dönebilmesi sayılabilir. Geçmişte sürekli steril edilerek kullanılan reusabl cihazlar yerine tek kullanımlık olan ve kırılmasından, bozulmasından korkulmayan disposabl cihazları çıkması işlemlerde zor taşlarda dahi tekniği zorlayarak başarıyı yükseltmektedir. Ayrıca yeni geliştirilen vakum sistemleri ile taşların tüm parçalarının emilerek vücut dışına alınması da mümkün olmuştur.

Lazerle kapalı böbrek ve idrar yolu taşları ameliyatının avantajları şunlardır:

  • Vücutta kesi olmaması
  • Hızlı günlük hayata dönüş
  • Çok sert taşları kırabilme
  • Kanama riskinin düşüklüğü nedeniyle kan sulandırıcı kullananlarda dahi yapılabilmesi
  • Tüm böbrek odacıklarına erişim
  • Düşük ağrı seviyesi
  • Kısa hastanede kalış

Çok Büyük Boyutlu Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Hangi Cerrahi Yöntemle Temizlenir?

Bazen taşlar böbreğin içinde o kadar uzun süre sinsi sinsi büyürler ki böbreğin içindeki tüm havuzcukları ve odacıkları doldurarak adeta bir ağaç dalı veya geyik boynuzu şeklini alırlar. Böbreğin alt odasında 1,5 cm den büyük ve diğer tüm yerlerinde 2 santimetrenin üzerinde olan devasa taş kütlelerini sadece lazerle toza çevrilmesi uzun sürebileceğinden; bu sırada böbrek kaynaklı vücutta enfeksiyon oluşabilmesi durumundan dolayı büyük taşlarda RİRC genelde tercih edilmez.  İşte bu büyük hacimli taşlar için standart ve en güvenli yöntem olan sırttan delik açılarak yapılan  işleme Perkütan Nefrolitotomi ameliyatı denir.  Bu işlemde hastanın sırt bölgesinden böbreğe doğru sadece bir kalem kalınlığında ince bir tünel oluşturulur.

Bu küçük tünelden böbreğin içine kameralı özel aletlerle girilir ve o devasa taşlar hava basınçlı, ultrasonik kırıcılarla veya lazer cihazı ile hızla parçalanır. Parçalanan taşlar aynı delikten bir vakum sistemiyle, özel maşalarla yada kendileri akarak kısa sürede dışarı alınır. Eskiden çok kanamalı olabilen bu ameliyat, günümüzde alet çaplarını küçültmesi ve bilgi ile becerinin artması nedeniyle oldukça güvenli hale gelmiştir. Aletler ne kadar küçülürse, böbrek dokusu o kadar az zarar görür ve hastanın iyileşme süreci de o oranda hızlanır. Bu yöntemle böbrek, çok büyük taş yüklerinden tek seferde ve hızlıca tamamen temizlenmiş olur. Bu işlem yüzüstü (Pron) veya sırtüstü (Supin) yapılabilir. Sırtüstü yapıldığında fleksible üreteroskop da kullanılabileceğinden bu kombine cerrahilerde (Endoskopik kombine intrarenal cerrahi = EKİRC) özellikle komlike ve yüksek hacimli taşlarda başarı çok daha yüksektir.

Sırttan yakın vücudun yan tarafında bir delik açılarak yapılan böbrek ve idrar yolu taşları ameliyatı türleri şunlardır:

  • Standart perkütan
  • Mini perkütan
  • Ultra mini perkütan
  • Mikro perkütan

Hamilelerde ve Çocuklarda Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Tedavisi Nasıl Planlanır?

Hamilelik dönemi, anne adayının vücudunda hem hormonal hem de anatomik olarak sayısız değişimin yaşandığı çok hassas bir süreçtir. Bebeğin anne karnında büyümesi, rahim hacminin artmasına ve doğal olarak idrar kanallarına dışarıdan baskı yapmasına neden olur. Bu fizyolojik durum zaten böbreklerde hafif bir şişme yaratırken, işin içine bir de taş girerse tablo oldukça karmaşıklaşır. Bebeği radyasyondan korumak için röntgen veya tomografi özel durumlar haricinde çok elzem olmadığı sürece kullanılmaz; teşhis ya ultrason cihazı yada MR (emar) yardımıyla  yapılır. Bunlar da dolaylı bilgiler verdiği için tanıda hekimin deneyimi önem arz eder. Tedavide amaç kesinlikle bebeğe zarar vermemektir. Bu nedenle şok dalgası ve perkütan nefrolitotomi gibi tedaviler yerine, kanala geçici, yumuşak plastik bir tüp yerleştirilerek idrar akışı sağlamak  veya lazer yardımlı RİRC denilen işlem ile taşı ortadan kaldırmak böbreği rahatlatılır ve gerektiğinde asıl işlemin doğum sonrasına ertelenmesini sağlayabilir.

Çocuklarda görülen taş hastalığı ise yetişkinlere kıyasla çok daha farklı ve titiz bir yaklaşım gerektirir. Bir çocukta taş oluşmuşsa, bunun altında çevresel faktörlerden ziyade genetik geçişli bir enzim eksikliği, böbreklerin ve idrar yollarının yapısal bozuklukları veya metabolik bir bozukluk yatma ihtimali çok daha yüksektir. Bu yüzden çocuklardaki her taş vakası çok boyutlu olarak araştırılmalıdır. Gelişmekte olan o küçücük ve narin böbreklere ameliyat sırasında zarar vermemek hayati önem taşır. Cerrahi gerektiğinde, standart aletler yerine, daha narin olan, özel olarak tasarlanmış, çok daha ince yapıdaki minyatür kameralar ve lazer sistemleri kullanılarak sorunun hassasiyetle çözülmesi amaçlanır.

Çocuklarda böbrek ve idrar yolu taşları araştırılırken incelenen temel faktörler şunlardır:

  • Ailevi genetik geçiş
  • Doğuştan böbrek anomalileri
  • İdrar yolları enfeksiyonları
  • Metabolik enzim eksiklikleri
  • Beslenme alışkanlıkları
  • Günlük sıvı tüketim miktarı

Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Oluşumunu Engellemek İçin Hangi Testler Yapılmalıdır?

Taş tedavisinde hekimlerin ve hastaların sıklıkla düştüğü en büyük yanılgı, taş böbrekten tamamen temizlendiğinde veya vücuttan atıldığında hastalığın bittiğini düşünmektir. Oysa cerrahi müdahale sadece o anki sonucu ortadan kaldırır; taşı oluşturan asıl sebebi, yani vücuttaki o bozuk kimyasal dengeyi düzeltmez. Eğer altta yatan bu bozukluk tespit edilip düzeltilmezse, hastaların çok büyük bir bölümünde takip eden yıllar içinde taşlar tekrar tekrar oluşmaya devam edecektir. Bu kısır döngüyü kırmak ve nüksleri önlemek amacıyla uygulanan koruyucu tıp stratejilerine detaylı metabolik değerlendirme diyoruz.

Özellikle genç yaştaki taş hastaları,, ailesinde bu hastalığı sık yaşayanlar veya her iki böbreği de taşa yatkın olan, taşın var olduğu tek böbreğe sahip bireyler gibi yüksek riskli hastalar için uygulanan en değerli test “24 saatlik idrar analizi”dir. Taşsız geçen yaklaşık bir aylık bir sürenin ardından, hastadan bir tam gün boyunca çıkardığı tüm idrarı özel bir kapta biriktirmesi istenir. Laboratuvarda bu idrarın içindeki kalsiyum, ürik asit, oksalat, sitrat ve magnezyum miktarları ölçülür. Bu sayede hastanın idrarında neyin çok fazla atıldığını, taş oluşumunu engelleyen hangi koruyucu maddenin eksik kaldığını net bir şekilde görebiliriz. Çıkan bu hastaya özel biyokimyasal haritaya göre, kişiye tamamen özel bir diyet programı ve gerekirse koruyucu ilaç tedavileri başlanır.

Böbrek ve idrar yolu taşları açısından yüksek riskli kabul edilen hasta grupları şunlardır:

  • Çocukluk veya genç yaşta, özellikle 20–25 yaşından önce taş hastalığı gelişenler
  • Tekrarlayan taş hastalığı olanlar
  • Her iki böbreğinde taş bulunanlar
  • Tek böbreği olan hastalar
  • Ailesinde tekrarlayan veya kronik taş hastalığı öyküsü bulunanlar
  • Mide-bağırsak ameliyatı geçirenler veya bağırsak emilim bozukluğu olanlar
  • Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenler veya enfeksiyon taşı saptananlar
  • Sistin, ürik asit veya enfeksiyon taşı gibi özel taş tipi olanlar
  • Böbrekte kireçlenme/nefrokalsinozis saptananlar
  • Hiperparatiroidi, gut, obezite, metabolik sendrom veya böbrek tübüler asidozu gibi metabolik hastalığı olanlar
  • Doğuştan veya sonradan gelişen idrar yolu anatomik bozukluğu bulunanlar
  • Uzun süre hareketsiz kalan veya omurilik yaralanması gibi nörolojik hastalığı olanlar

Böbrek ve İdrar Yolu Taşları Nüksünü Önlemek İçin Beslenmede Nelere Dikkat Edilmelidir?

İlaçlar veya ameliyatlar ne kadar başarılı olursa olsun, böbrek taşı hastalığının nihai çözümü ve en güçlü koruyucusu hastanın yaşam tarzında ve mutfağında gizlidir. Beslenme alışkanlıklarının baştan aşağı düzenlenmesi, böbrek sağlığını korumanın ilk adımıdır. Bu sürecin kalbinde elbette ki tartışmasız bir şekilde su tüketimi yatar. Gün içinde sıvı alımını zamana yayarak, idrar renginin her zaman açık sarı veya su gibi berrak kalmasını sağlamak, böbrekleri sürekli yıkayarak kristallerin çökmesini engeller. Suyu bir ilaç gibi düşünüp, sadece susadıkça değil düzenli aralıklarla içmek gerekir.

Bunun yanı sıra tuz tüketimi böbrek taşının en büyük gizli düşmanıdır. Yemeğe atılan fazladan her tuz tanesi, böbreklerden kana geri emilecek olan kalsiyumu idrara doğru sürükler. İdrarda artan kalsiyum ise doğrudan yeni bir taş demektir. Yapılan en büyük beslenme hatalarından bir diğeri ise taşı kalsiyum yapıyor düşüncesiyle süt, yoğurt ve peynir gibi gıdaları tamamen hayatından çıkarmaktır. Aksine, gıdalarla alınan kalsiyum bağırsaklarda kalarak taşın diğer yapı taşı olan oksalatı kendisine bağlar ve dışkıyla atılmasını sağlar. Kalsiyum taşı olan hastalarda sık yapılan hatalardan biri, kalsiyum içeren besinlerin tamamen kesilmesidir. Oysa diyetle alınan kalsiyum, bağırsakta oksalatı bağlayarak oksalatın emilimini azaltır. Kalsiyum alımı gereksiz yere çok azaltılırsa, bağırsaktan daha fazla oksalat emilebilir ve bu durum idrarda oksalat atılımını artırarak kalsiyum oksalat taşı riskini yükseltebilir. Bu nedenle yapılması gereken kalsiyumu tamamen kesmek değil, yeterli ve dengeli kalsiyum alımını sürdürmek; aynı zamanda oksalattan zengin gıdaları aşırı tüketmemektir.

Oksalattan zengin gıdalar tamamen yasaklanmak zorunda değildir; ancak özellikle sık taş oluşturan veya idrarında oksalat yüksekliği saptanan hastalarda bu gıdaların porsiyonları azaltılmalı ve mümkünse kalsiyum içeren besinlerle birlikte tüketilmelidir.

Bunun yanında şekerli ve gazlı içeceklerin, özellikle kola türü içeceklerin ve yüksek şeker içeren gıdaların sık tüketilmesi de taş oluşumu açısından olumsuz etki gösterebilir. Yüksek tuz tüketimi, fazla hayvansal protein alımı, yetersiz su içilmesi ve kilo fazlalığı da taş hastalığı riskini artıran önemli faktörlerdir. Obezite ve metabolik sendrom, idrarın asit-baz dengesini ve bazı mineral atılımlarını etkileyerek özellikle ürik asit taşı ve kalsiyum taşları açısından riski artırabilir. Bu nedenle taş hastalarında bol sıvı tüketimi, tuzun azaltılması, dengeli beslenme, kilo kontrolü ve düzenli fiziksel aktivite temel koruyucu yaklaşımlar arasında yer alır.

Böbrek ve idrar yolu taşları oluşumunu tetikleyebilecek oksalattan zengin gıdalar şunlardır:

  • Ispanak
  • Pazı
  • Pancar
  • Kakao / Çikolata
  • Siyah çay
  • Kuruyemişler (Fındık, Ceviz, Badem, Kaju)
  • Bamya
  • Bazı baklagiller

Sıkça sorulan sorular

Tedavi planı taşın boyutuna, bulunduğu bölgeye, neden olduğu şikayetlere ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir. Küçük taşlar kendiliğinden düşebilirken büyük taşlarda girişimsel yöntemler gerekebilir.

Küçük boyutlu taşlar bol sıvı tüketimi ve uygun takip ile kendiliğinden düşebilir. Ancak daha büyük taşlar veya tıkanıklığa neden olan taşlar için tıbbi ya da cerrahi tedavi gerekebilir.

Şiddetli yan ağrısı, idrarda kan görülmesi, bulantı, kusma, sık idrara çıkma ve idrar yaparken yanma en sık görülen belirtiler arasındadır. Belirtiler taşın yerine göre değişebilir.

Bazı hastalarda ağrı kontrolü sağlamak ve taşın düşmesini kolaylaştırmak amacıyla ilaç tedavileri uygulanabilir. Kullanılacak ilaçlar taşın özelliklerine ve hastanın durumuna göre belirlenir.

Vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma yöntemi, belirli boyut ve konumdaki taşlarda kullanılabilir. Amaç taşı küçük parçalara ayırarak idrar yoluyla atılmasını kolaylaştırmaktır.

Üreteroskopi ve perkütan nefrolitotomi gibi endoürolojik yöntemlerle taşlara ulaşılabilir ve çıkarılabilir. Bu işlemler genellikle küçük kesilerle veya doğal idrar yolları üzerinden uygulanır.

Evet, taş hastalığı tekrarlama eğilimi gösterebilir. Taşın kimyasal yapısının incelenmesi, beslenme düzenlemeleri ve düzenli takip yeni taş oluşum riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Yeterli sıvı tüketmek, dengeli beslenmek, aşırı tuz tüketiminden kaçınmak ve taş türüne uygun diyet önerilerine uymak taş oluşum riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Tedavi edilmeyen taşlar idrar akışını engelleyebilir ve zamanla böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle uzun süren ağrı veya tıkanıklık durumlarında tıbbi değerlendirme önemlidir.

Yan ağrısı, idrarda kan veya taş şüphesi olan kişiler üroloji uzmanına başvurmalıdır. Muayene ve görüntüleme yöntemleri sonrasında kişiye uygun tedavi planı oluşturulur.

Blog Yazıları

Açık Prostatektomi Ameliyatı Yorumları

Açık prostatektomi ameliyatı yorumları incelendiğinde hastalar, [...]

Devamını Oku
Thulium Lazer Prostat Ameliyatı (ThuLEP) Ameliyatı Yorumları

ThuLEP (Thulium Lazer Prostat Ameliyatı) hasta [...]

Devamını Oku
Holep Prostat Ameliyatı Olanların Yorumları

HoLEP prostat ameliyatı olanların yorumları, tedavinin [...]

Devamını Oku
Rezum Tedavisi (Su Buharı İle Prostat Tedavisi) Olanların Yorumları

Rezum tedavisi olanların yorumları; işlemin ağır [...]

Devamını Oku
Prostat TUR (TUR-P) Ameliyatı Olanların Yorumları

Prostat TUR (TUR-P) ameliyatı olanların yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek Büyümesi (Hidronefroz) Tedavisi Yorumları

Böbrek büyümesi (hidronefroz) tedavisi hasta yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek İltihabı (Piyelonefrit) Tedavisi Yorumları

Böbrek iltihabı (piyelonefrit) tedavisi yorumları, hastaların [...]

Devamını Oku
Böbrek Taşı Tedavisi Yorumları

Böbrek taşı tedavisi yorumları, kişiye en [...]

Devamını Oku