Açık böbrek taşı ameliyatı (nefrolitotomi), bel bölgesinden yapılan cerrahi bir kesi ile doğrudan böbreğe ulaşılarak, kapalı yöntemlerle temizlenmesi çok zor olan karmaşık yapıdaki devasa taşların çıkarıldığı bir operasyondur.
Bu müdahale, minimal invaziv teknolojilerin anatomik veya fiziksel sınırlara takıldığı durumlarda böbrek sağlığını korumak amacıyla planlanır.
İşlem sırasında böbreğin iç yapısı özenle açılarak idrar yollarını tıkayan ağır taş yükü dışarı alınmaya çalışılır.
Temel hedef, organ içindeki idrar akışını doğal seyrine döndürerek böbreğin süzme kapasitesini desteklemek ve hastanın yaşam konforunu artırmaktır.
Üroloji Uzmanı
Prof. Dr. Yılören Tanıdır, 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, üroloji ihtisasını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış bir üroloji uzmanıdır. Medicana Ataşehir Hastanesi’nde görev yapan Tanıdır; endoüroloji, laparoskopi, robotik cerrahi ve çocuk ürolojisi (hipospadias, nörojen mesane) alanlarında uzmanlaşmıştır.
Prof. Dr. Yılören Tanıdır üroloji alanında tanı ve tedavi hizmetler sunmaktadır. Güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda, minimal invaziv, laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemler uygulamaktadır. Tanı ve tedavi süreçlerinde hasta güvenliği, etik ilkeler ve bilimsel veriler esas alınarak hizmet vermektedir.
Böbrek taşı hastalıklarında açık böbrek taşı ameliyatı neden hala uygulanmaktadır?
Tıp dünyasındaki gelişmelere baktığımızda, özellikle son yıllarda teknolojik aletlerin hayatımıza daha fazla girmesiyle birlikte böbrek taşı ameliyatlarında büyük bir dönüşüm yaşandığı çok net görülür. Lazer cihazları, esnek kameralar ve incecik aletler sayesinde artık pek çok böbrek taşı kapalı yollarla, vücutta büyük bir kesi oluşturmadan tedavi edilebiliyor. Bu teknolojik ilerlemeler, açık böbrek taşı ameliyatı sıklığını genel uygulamalar içerisinde oldukça düşük yüzdelere çekmiştir. Ancak tıp teknolojisi ne kadar ilerlerse ilerlesin, her kapalı yöntemin anatomik ve fiziksel bazı sınırları bulunur. Bazen taş o kadar büyük bir hacme ulaşır ki onu lazerle ufalamak veya ince bir delikten dışarı almak hastaya daha fazla seans ve dolayısıyla daha fazla bedensel yorgunluk getirebilir. İşte böyle durumlarda böbrek dokusunu en iyi şekilde temizlemek ve içeride ufak taş kırıntıları bırakmamak adına açık böbrek taşı ameliyatı etkili bir çözüm yolu olarak devreye girer.
Hangi klinik durumlarda açık böbrek taşı ameliyatı kararı alınır?
Bir taşın vücuttan nasıl çıkarılacağına karar verirken taşın hacmi, bulunduğu yerin anatomik zorlukları ve böbreğin genel durumu göz önünde bulundurulur. Bazı durumlarda açık cerrahi kaçınılmaz bir seçenek haline gelebilir. Özellikle toplayıcı sistemi ileri derecede dolduran devasa taşlarda, sadece kapalı yöntemlerle taşı temizlemeye çalışmak çoğu zaman yeterli temizliği sağlamayabilir. Ayrıca hastanın daha önce geçirdiği operasyonlar da bu kararda etkilidir. Böbreği korumak ve anatomiyi düzeltmek adına cerrahın doğrudan görüş ve hareket alanına ihtiyaç duyduğu durumlar olabilir. Açık böbrek taşı ameliyatı gerektirebilecek başlıca durumlar şunlardır:
- Devasa boyutlardaki taşlar
- Doğumsal böbrek anomalileri
- İleri derecede omurga eğrilikleri
- Aşırı obezite durumu
- Tekrarlayan başarısız müdahaleler
Koraliform (geyik boynuzu) böbrek taşı nedir ve açık böbrek taşı ameliyatı (nefrolitotomi) bu vakalarda neden öne çıkar?
Koraliform taşlar, böbreğin idrarı toplayan havuzcuk sistemini ve bu sisteme açılan küçük kanalcıkları bir geyik boynuzu veya mercan kayalığı gibi tamamen dolduran devasa yapılardır. Bu taşlar genellikle yavaş yavaş, sessizce büyür ve böbreğin tüm iç hacmini kaplayarak idrar akışını ciddi şekilde bozarlar. Kapalı yöntemlerle bu kadar büyük ve karmaşık yapılı bir taşı kırmaya çalışmak, böbrek içinde sayılamayacak kadar çok küçük taş tozu ve parçacığı bırakma riski taşır. Üstelik işlemi defalarca tekrarlamak gerekebilir. Açık böbrek taşı ameliyatı bu geyik boynuzu taşları çevre dokulara en az zararı vermeye çalışarak tek seferde, bütün halinde veya çok büyük parçalar halinde çıkarmaya olanak tanır. İçeride kalabilecek mikroskobik parçaların en aza indirilmesi, gelecekte yeni bir taş oluşma ihtimalini düşürmek açısından oldukça kıymetli bir avantajdır.
Böbrekteki yapısal sorunlar açık böbrek taşı ameliyatı gereksinimini nasıl etkiler?
Böbrek taşı oluşumu her zaman sadece bir beslenme veya sıvı tüketimi problemi değildir; bazen böbreğin yapısal anatomisindeki bir kusurun doğal sonucudur. Örneğin böbrek havuzcuğu ile idrar kanalının birleştiği noktada doğumsal bir darlık varsa, idrar rahatça aşağı mesaneye akamaz. Sürekli olarak göllenen idrar zamanla çökelti oluşturur ve devasa taşlara dönüşür. Böyle bir durumda sadece taşı kırmak veya dışarı çıkarmak temel sorunu çözmez. Anatomik bozukluğun da onarılması gerekir. Açık böbrek taşı ameliyatı sırasında hem böbrek taşı temizlenir hem de darlık olan bölge cerrahi olarak genişletilerek yeniden şekillendirilebilir. Böylece idrarın rahat akması desteklenir. Cerrahi onarım gerektirebilecek yapısal durumlar şunlardır:
- İdrar kanalı darlıkları
- Böbrek içi kesecikler
- At nalı böbrekler
- Normal dışı böbrek yerleşimleri
Hastanın iskelet ve fiziksel yapısı açık böbrek taşı ameliyatı sürecini nasıl yönlendirir?
Böbrek taşına müdahale ederken sadece organın durumuna değil bireyin genel fiziksel yapısına da bütüncül olarak bakılır. Kapalı yöntemlerin güvenle uygulanabilmesi için hastanın ameliyat masasında belirli pozisyonlarda rahatça durabilmesi ve böbreğe dışarıdan güvenli bir giriş yolu açılabilmesi gerekir. İleri derecede skolyoz veya kifoz gibi omurga eğriliklerine sahip bireylerde bu giriş yolunu bulmak anatomik açıdan güvenli olmayabilir. Benzer şekilde aşırı kilo durumu da standart kapalı cerrahi aletlerin böbreğe ulaşmasını zorlaştıracak kalınlıkta bir cilt altı yağ dokusu yaratabilir. Bu gibi fiziksel kısıtlamaların olduğu senaryolarda açık böbrek taşı ameliyatı cerraha daha geniş ve net bir görüş alanı sağlayarak işlemin gerçekleştirilmesine büyük ölçüde yardımcı olur.
Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!
Açık böbrek taşı ameliyatı öncesi radyolojik hazırlık süreci nasıl ilerler?
Ameliyat planlaması, aslında tıbbi ekibin ameliyathaneye girmeden önce kafasında operasyonun bir nevi haritasını çıkarması işlemidir. Açık böbrek taşı ameliyatı öncesinde böbreğin, etraftaki damarların ve içerideki taşın üç boyutlu yapısını çok net anlamak gerekir. Bu amacı gerçekleştirmek için genellikle ilaçlı veya ilaçsız bilgisayarlı tomografi çekimleri yapılır. Tomografi, taşın sertliği, hacmi ve böbrek dokusunun genel kalınlığı hakkında detaylı veriler sunar. Bu veriler ışığında böbreğe hangi noktadan daha güvenli girileceği planlanır. Ameliyat öncesinde durumun netleştirilmesi için istenen temel değerlendirme araçları şunlardır:
- Bilgisayarlı tomografi
- Ultrasonografi
- Detaylı kan testleri
- Böbrek fonksiyon testleri
- İdrar tahlilleri
Açık böbrek taşı ameliyatı öncesinde enfeksiyon kontrolü neden büyük bir önem taşır?
Özellikle böbreği tamamen dolduran ve geyik boynuzu şeklinde büyüyen büyük taşlar, genellikle idrar yolu enfeksiyonlarından beslenerek büyüyen taşlardır. Bu yapıların iç kısımlarında çok sayıda uyuyan bakteri barındırma ihtimali oldukça yüksektir. Eğer idrar yollarında aktif bir enfeksiyon varken böbreğe doğrudan müdahale edilirse, bu bakteriler kana karışarak vücut geneline yayılma riski taşır. Bu sebeple ameliyat planlanmadan önce mutlaka idrar kültürü yapılır. Kültür sonucuna göre mikrobun duyarlı olduğu uygun antibiyotik tedavisi başlanır. İdrarın ve vücudun enfeksiyondan arındırıldığına ikna olunmadan acil olmayan bir açık böbrek taşı ameliyatı sürecine girişilmez. Temel amaç her zaman vücudun enfeksiyon yükünü hafifletmek ve ameliyatı en sağlıklı şartlarda başlatmaktır.
Açık böbrek taşı ameliyatı (nefrolitotomi) sırasında uygulanan piyelolitotomi tekniği nasıl yapılır?
Taşların böbrek içerisindeki yerleşim bölgelerine göre farklı açık cerrahi teknikler uygulanabilir. Eğer büyük taş kitlesi çoğunlukla böbreğin havuzcuk kısmında toplanmışsa ve bu kısım böbrek etli dokusunun dışında, kolayca ulaşılabilecek bir alandaysa genellikle piyelolitotomi tekniği tercih edilir. Bu işlem esnasında böbreğin kanı süzen o ana etli dokusuna herhangi bir kesi yapılmasına gerek duyulmaz. Sadece havuzcuk kısmı dikkatlice açılarak içerideki taşlar ufalanmadan, mümkün olduğunca bir bütün halinde dışarı alınmaya çalışılır. Böbrek dokusu kesilmediği için kanama ihtimali nispeten daha düşüktür ve böbreğin hücreleri büyük oranda korunmuş olur. Taşlar temizlendikten sonra açılan o küçük pencere, vücudun eritebildiği dikişlerle özenle kapatılır.
Çok karmaşık vakalarda anatrofik açık böbrek taşı ameliyatı nasıl gerçekleştirilir?
Bazen taşlar sadece böbrek havuzcuğunda uslu uslu durmaz, böbreğin o ince ve karmaşık küçük odacıklarına derinlemesine nüfuz ederek yayılır. İşte bu tür kök salmış devasa taşları tam anlamıyla çıkarabilmek için böbreğin kendi etli dokusunun bizzat açılması gerekebilir. Bu işleme tıp dilinde anatrofik nefrolitotomi adı verilir. İşlem sırasında temel yaklaşım böbreğe kan getiren ve götüren ana damarları geçici bir süreyle kontrol altına alarak kanamasız bir çalışma ortamı yaratmaktır. Kesme işlemi kesinlikle rastgele yapılmaz. Böbreğin ön ve arka damar ağlarının tam ortasında kalan, kanlanmanın nispeten daha az olduğu çok özel bir hat bulunur. Cerrahi ekip bu hattan ilerleyerek kanama riskini en aza indirmeyi hedefler. Taşlar nazikçe dışarı alınır ve böbreğin iç yapısı olabildiğince onarılır.
Açık böbrek taşı ameliyatı esnasında böbreği korumak için buzlu soğutma neden kullanılır?
Böbrek dokusu kesilerek yapılan bu büyük ameliyatlarda, işlemi güvenle ve kanamasız gerçekleştirmek için böbreğe giden ana kan akımı geçici olarak durdurulmak zorundadır. Fakat böbrek hücreleri oksijensizliğe karşı oldukça hassas bir yapıya sahiptir. Kan akımı kesildiğinde hücresel hasar oluşmaması için bir nevi zamanla yarışılır. Bu hasarı önlemenin en etkili ve bilinen yolu, organın kendi metabolizmasını yavaşlatmaktır. Bunu sağlamak adına ameliyat sırasında böbreğin çevresi steril buz lapası ile sarılarak organ hızlıca soğutulur. Soğuyan böbreğin enerji ve oksijen ihtiyacı ciddi şekilde düşer. Bu sayede hücreler oksijensizliğe çok daha uzun süre dayanabilir ve cerrahi ekibe taşları temizlemesi için güvenli bir zaman aralığı yaratılmış olur.
Açık böbrek taşı ameliyatı sonrası hastanede yatış ve iyileşme süreci nasıldır?
Açık böbrek taşı ameliyatı bel bölgesinde bir kesi gerektirdiği için hastanede kalış ve toparlanma süreci, hiç kesi yapılmayan kapalı yöntemlere göre biraz daha uzun sürer. İşlemden sonra hastanın idrar akışını düzgün bir şekilde takip etmek ve ameliyat bölgesindeki sıvıları dışarı almak amacıyla çeşitli sondalar ve drenler kullanılır. İlk birkaç gün ağrı yönetimine çok dikkat edilir, çünkü hastanın rahat etmesi iyileşme sürecini hızlandırır. Hastanın genel durumu iyileştikçe, koridorda rahatça yürümeye başladıkça ve sindirim sistemi normale döndükçe taburculuk planları yapılmaya başlanır. Hastanede kalış süresince sağlık ekiplerinin yakından izlediği durumlar şunlardır:
- İdrar rengi
- Drenaj miktarı
- Ağrı seviyesi
- Vücut ısısı
- Bağırsak hareketleri
Açık böbrek taşı ameliyatı sonrasında takılan stentler ve drenler ne zaman çekilir?
Ameliyat bittiğinde iyileşmeyi desteklemek adına hastanın vücuduna bazı medikal tüpler yerleştirilir. Bunlardan biri, ameliyat bölgesindeki sıvı ve ufak sızıntıları dışarı taşıyan ince bir plastik boru olan yara drenidir. Drenaj sıvısı berraklaşıp miktarı iyice azaldığında, genellikle ameliyattan birkaç gün sonra bu dren hasta yatağındayken ağrısız bir şekilde alınır. İdrar sondası da hasta ayaklanıp kendi başına tuvalete gidebilecek konfora ulaştığında çıkarılır. Bir de böbreğin iyileşme sürecinde idrarın mesaneye rahat akmasını sağlayan, vücut içinde kalan yumuşak bir iç stent bulunur. Bu iç stent, böbrek dokusunun iyileşmesi için bir süre vücutta bekletilir ve genellikle birkaç hafta sonra poliklinik şartlarında kısa bir işlemle dışarı alınır.
Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!
Minimal invaziv yöntemlerle kıyaslandığında açık böbrek taşı ameliyatı sonrası taş tekrarlama riskleri nasıldır?
Böbrek taşı hastalığı doğası gereği kendini tekrarlamaya çok müsait, inatçı bir hastalıktır. Hangi yöntemle tedavi edilirse edilsin, yaşamın ilerleyen yıllarında yeniden taş oluşma riski her zaman bulunur. Ancak tıbbi gözlemlere bakıldığında, tüm böbreği dolduran devasa taşların tedavisinde açık böbrek taşı ameliyatı uygulanan hastaların, kapalı yöntemlerle tedavi edilenlere kıyasla daha düşük tekrarlama oranlarına sahip olduğu fark edilir. Bunun mantığı gayet anlaşılabilirdir. Kapalı ameliyatlarda taş böbrek içinde ufalanır ve geride gözle görülemeyen mikroskobik taş tozları kalabilir. Bu tozlar zamanla birleşerek yeni taşların oluşumuna zemin hazırlar. Açık cerrahide ise taş genellikle kırılmadan bütün halinde dışarı alındığı için, içeride kalıntı kalma ihtimali azalır ve bu da uzun vadede taşsızlık süresini olumlu etkileyebilir.
Açık böbrek taşı ameliyatı uygulanan karmaşık hastalarda taş temizleme başarısı nasıldır?
Büyük ve tüm odacıklara yayılmış koraliform taşlarda tedavinin asıl başarısı, böbreğin içindeki tüm taş yükünün temizlenmesiyle ölçülür. Sadece kapalı ameliyatlarla bu tür karmaşık taşları tek seferde tamamen temizlemek anatomik olarak her zaman mümkün olmayabilir; hastanın belli aralıklarla birden fazla kez ameliyathaneye girmesi gerekebilir. Oysa açık böbrek taşı ameliyatı taşın çok büyük bir kısmına tek bir seansta ulaşma imkanı sunarak süreci kısaltmayı hedefler. Böbrek iç yapısı cerrah tarafından doğrudan görülebildiği için, ücra köşelerde kalmış taş kütleleri bile net bir şekilde tespit edilip dışarı alınmaya çalışılır. Bu durum taş yükü çok ağır olan hastalarda daha yüksek oranlarda taşsızlık sağlamaya destek olur.
Açık böbrek taşı ameliyatı (nefrolitotomi) sonrası kanama riski ve diğer vasküler durumlar nasıl yönetilir?
Böbrekler, vücuttaki tüm kanın süzüldüğü ve kan damarları açısından inanılmaz derecede zengin organlardır. Bu sebeple böbrek dokusunun açılmasını gerektiren açık böbrek taşı ameliyatı sırasında ve sonrasında kanama yaşanma ihtimali, diğer kapalı ameliyatlara kıyasla doğal olarak biraz daha yüksektir. Ameliyat sırasında cerrahi ekip, dokuyu çok ince dikiş teknikleri ile onararak kanamayı en aza indirmeye çalışır. İyileşme döneminde de nadiren kanama atakları görülebilir. Bu süreçte hasta düzenli aralıklarla izlenir. Çok inatçı ve durmayan kanamalarda, anjiyografi yöntemleriyle kanayan o küçük damar içeriden bulunup tıkanarak sorunun önüne geçilmeye çalışılır. İyileşme sürecinde dikkat edilmesi gereken bazı durumlar şunlardır:
- İdrarda yoğun pıhtı
- Açıklanamayan halsizlik
- Göz kararması
- Çarpıntı hissi
Açık böbrek taşı ameliyatı sonrasında idrar kaçağı veya çevre doku problemleri nasıl izlenir?
Böbrek havuzcuğuna veya dokusuna atılan dikişlerin kaynaması belirli bir zaman alır ve bu hassas süreçte idrar yoluna veya dışarıya az miktarda idrar sızması beklenebilir bir durumdur. Ameliyat alanına önceden yerleştirilen drenler sayesinde, vücut içinde birikmeden bu sızıntılar dışarı alınır. İdrar kaçağı, içerideki stentin idrarı mesaneye doğru yönlendirmesiyle genellikle kendiliğinden durur. Ayrıca böbrek, karın içindeki bağırsaklar ve göğüs boşluğundaki akciğer zarı gibi diğer önemli organlara oldukça yakın komşudur. Cerrahi sırasında bu yapıların da titizlikle korunmasına büyük özen gösterilir. Ameliyat sonrasında hastanın nefes alışverişi ve sindirim sistemi yakından izlenerek, her şeyin doğal seyrinde ilerleyip ilerlemediği dikkatle takip edilir.
Açık böbrek taşı ameliyatı geçiren hastalar evdeki nekahat dönemini nasıl geçirmelidir?
Hastaneden eve geçiş yapıldıktan sonraki ilk birkaç hafta, bedenin kendini onarması ve dokuların kaynaması açısından büyük önem taşır. Bel bölgesindeki kesinin iyileşmesi zaman alacağından ani hareketlerden ve bedeni zorlayan fiziksel aktivitelerden bir süre uzak durulmalıdır. Kesi yerinin hekimin önerdiği şekilde temiz ve kuru tutulması yara yeri enfeksiyonlarını önlemede oldukça etkilidir. Vücut içinde hala o ince stent bulunduğu için idrar yaparken hafif bir yanma, sık idrara çıkma isteği veya belde ufak bir sızı hissedilebilir; bu durum genellikle normal karşılanır ve stent çıkarıldığında düzelir. Evdeki dinlenme sürecinde kaçınılması gereken bazı fiziksel aktiviteler şunlardır:
- Ağır eşya kaldırma
- Bedeni zorlayan sporlar
- Ani eğilme hareketleri
- Yüksek eforlu ev işleri
Açık böbrek taşı ameliyatı sonrasında yeni taş oluşumunu engellemek için beslenmede nelere dikkat edilmelidir?
Taş başarılı bir şekilde çıkarılmış olsa dahi, vücudun kimyasal işleyişi değişmediği sürece ilerleyen yıllarda yeniden taş üretme potansiyeli devam edebilir. Bu döngüyü kırmanın ve böbrekleri korumanın en pratik yolu beslenme alışkanlıklarını biraz daha sağlıklı hale getirmektir. Yemeklere atılan tuzu kısıtlamak, idrarla kalsiyum atılımını azaltarak taş oluşumunu yavaşlatmaya oldukça yardımcı olur. Toplumda süt ve süt ürünlerinin böbrek taşı yaptığına dair yaygın ama eksik bir inanış vardır; aslında günlük normal kalsiyum ihtiyacını karşılamak taş oluşumuna karşı koruyucu bir bariyer işlevi görebilir. Bunun yerine aşırı hayvansal protein ve yoğun oksalat içeren gıdaların sınırlandırılması daha mantıklı bir yaklaşım olacaktır. Tüketimi sınırlandırılması gereken temel besinler şunlardır:
- Aşırı tuzlu gıdalar
- Fazla miktarda kırmızı et
- İşlenmiş paketli ürünler
- Asitli ve şekerli içecekler
Böbrek taşı ameliyatı sonrasında sıvı tüketimi neden bu kadar hayati bir öneme sahiptir?
Hangi tip taş ameliyatı geçirmiş olursanız olun, ömür boyu değişmeyen ve en basit olan kural bol su tüketimidir. Böbreklerin tıpkı evimizdeki su tesisatı gibi çalıştığını düşünebilirsiniz; içinden geçen ve devridaim yapan su miktarı ne kadar çok olursa, tortuların birikip katılaşarak taşa dönüşme ihtimali de o kadar azalır. Günlük yeterli miktarda sıvı almak, idrarın rengini hep açık sarı ve berrak tutarak kristalleşmenin önüne geçer. Sadece su değil taze sıkılmış limonata gibi doğal sitrat içeren içecekler de idrarın kimyasını dengeleyerek taş oluşumuna karşı destekleyici bir etki yaratabilir. Suyun gün içine yayılarak yudum yudum içilmesi, böbreklerin sürekli çalışır halde kalmasını sağlar. Günlük beslenme rutinine eklenmesi gereken bazı faydalı sıvılar şunlardır:
- Temiz içme suyu
- Taze sıkılmış limonata
- Portakal suyu
- Ev yapımı ayran
Açık böbrek taşı ameliyatı (nefrolitotomi) sonrası uzun dönem tıbbi takipler neden bırakılmamalıdır?
Açık böbrek taşı ameliyatı hastayı yılların getirdiği büyük bir yükten kurtaran ciddi bir tıbbi adımdır, ancak böbrek sağlığı yolculuğu hastaneden taburcu olmakla tamamen sona ermez. Sessizce gelişebilecek yeni taşları henüz kum halindeyken erkenden yakalamak veya böbrek fonksiyonlarının yorgunluk durumunu izlemek için düzenli tıbbi kontroller şarttır. Çoğu insan ameliyattan sonra şikayetleri tamamen geçtiği için bu rutin kontrolleri aksatma eğilimi gösterir. Oysa erken dönemde tespit edilecek küçük taş oluşumları, yeni ve büyük bir ameliyata gerek kalmadan sadece diyette yapılacak ufak değişikliklerle veya çok basit yöntemlerle çözülebilir. Sağlıklı bir takip süreci için doktorunuzun belirli aralıklarla isteyebileceği rutin değerlendirmeler şunlardır:
- Tam idrar tahlili
- Böbrek ultrasonografisi
- Kan üre testleri
- Kreatinin değerleri
- Kan basıncı ölçümleri

