Robotik radikal sistektomi, mesane kanseri tedavisinde hastalıklı mesanenin yüksek teknolojili cerrahi robotlar yardımıyla kapalı olarak vücuttan çıkarılması ameliyatıdır. Ürolojik onkolojide uygulanan bu gelişmiş yöntem cerrahın konsoldan yönettiği hassas robotik kollarla gerçekleştirilir.

Geleneksel cerrahilerin aksine büyük kesiler gerektirmeyen bu prosedür, milimetrik deliklerden girilerek uygulanır. Üç boyutlu görüntüleme sistemleri sayesinde, derin pelvik bölgedeki tümörlü dokulara güvenli bir şekilde ulaşılması hedeflenir.

Operasyon sürecinde insan bileğinin dönüş kabiliyetini aşan enstrümanlar kullanılarak sağlıklı dokular korunmaya çalışılır. El titremesini filtreleyen bu teknoloji, karmaşık anatomik yapıların bulunduğu alanlarda cerraha geniş bir manevra kabiliyeti sunar.

Modern tıbbın sunduğu bu minimal invaziv yaklaşım onkolojik prensiplerden ödün vermeden cerrahi travmayı azaltmayı amaçlar. Böylece hastaların ameliyat sonrası günlük yaşamlarına daha konforlu dönmesine katkı sağlanır.

Prof. Dr. Yılören TANIDIR
Üroloji Uzmanı

Prof. Dr. Yılören Tanıdır, 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, üroloji ihtisasını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış bir üroloji uzmanıdır. Medicana Ataşehir Hastanesi’nde görev yapan Tanıdır; endoüroloji, laparoskopi, robotik cerrahi ve çocuk ürolojisi (hipospadias, nörojen mesane) alanlarında uzmanlaşmıştır.

Prof. Dr. Yılören Tanıdır üroloji alanında tanı ve tedavi hizmetler sunmaktadır. Güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda, minimal invaziv, laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemler uygulamaktadır. Tanı ve tedavi süreçlerinde hasta güvenliği, etik ilkeler ve bilimsel veriler esas alınarak hizmet vermektedir.

WhatsApp'tan İletişime Geç

Robotik Radikal Sistektomi Hangi Durumlarda Tercih Edilir?

Mesane kanseri teşhisi konulduktan sonra, hastalığın ne kadar derinleştiği ve kanser hücrelerinin nasıl bir biyolojik davranış sergilediği tedavi haritasını çizen en önemli faktörlerdir. Kanserin sadece mesanenin iç yüzeyini döşeyen zar tabakasında kaldığı erken dönemlerde, idrar kanalından özel aletlerle girilerek tümörün kazınması ya da mesane içerisine belirli aralıklarla ilaç veya aşı (BCG) tedavisi verilmesi genellikle yeterli olabilmektedir. Ancak ne yazık ki her tümör bu tedavilere istenilen olumlu yanıtı vermez. Tümör, mesanenin yüzeyini aşıp altındaki kas tabakasına ulaştığında hastalık artık daha tehlikeli bir boyuta geçmiş demektir. Kas tabakasına inmiş bir tümörün yüzeysel kazıma işlemleriyle veya sadece ilaçlarla kontrol altına alınması oldukça zorlaşır. Bu aşamada kanserin lenf bezlerine, kemiklere veya akciğer gibi uzak organlara sıçrama riskini düşürmek amacıyla mesanenin tamamının vücuttan çıkarılması gündeme gelir.

Sadece kas dokusuna ilerlemiş vakalarda değil bazen hastalık henüz yüzeyde olmasına rağmen hücre yapısı gereği çok hırçın, sürekli tekrarlayan ve hızlı yayılma eğilimi gösteren tümörlerde de erken aşamada bu ameliyata başvurulması gerekebilir. Özellikle mesane içine verilen aşılara veya ilaçlara direnç gösteren, mesanenin birden fazla noktasında aynı anda ortaya çıkan yüksek dereceli kanserlerde zaman kaybetmeden cerrahi müdahale planlanabilir. Bunların dışında nadiren rastlanan bazı özel hücre tiplerine sahip mesane kanserleri, kemoterapi gibi sistemik tedavilere karşı oldukça duyarsızdır ve bu durumlarda da doğrudan ameliyat seçeneği ağırlık kazanır. Kanser dışında bazı farklı sağlık sorunlarında da bu işleme başvurulabilir. Örneğin geçmişte pelvik bölgeye uygulanan ağır radyoterapi tedavileri sebebiyle mesanesi kalıcı olarak hasar görmüş, esnekliğini yitirip büzüşmüş ve sürekli kanamalarla hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren durumlarda, hastayı bu şikayetlerden kurtarmak adına ameliyat kararı alınabilir.

Ameliyatın gündeme gelmesine neden olabilen başlıca tıbbi gerekçeler şunlardır:

  • Kasa ilerleyen tümörler
  • Dirençli yüzeysel lezyonlar
  • Sık tekrarlayan agresif hücreler
  • Durdurulamayan mesane kanamaları
  • İleri derece radyasyon hasarları
  • Şiddetli mesane ağrıları

Robotik Radikal Sistektomi Öncesi Hazırlık Süreci Nasıl İlerler?

Böylesine detaylı ve hastanın anatomi yapısında büyük değişiklikler yaratan bir cerrahi müdahale öncesinde, bireyin genel sağlık durumunun tüm boyutlarıyla analiz edilmesi hayati bir öneme sahiptir. Ameliyat sırasında hastaya baş aşağıya doğru hafif eğimli bir pozisyon verilir ve karın içerisine özel aletlerin çalışabilmesi için karbondioksit gazı doldurularak belirli bir basınç oluşturulur. Bu durum diyafram kasının yukarıya doğru itilmesine ve göğüs boşluğundaki basıncın artmasına yol açarak özellikle kalp ve akciğerler üzerinde ilave bir yük yaratır. Bu nedenle hasta henüz ameliyathaneye girmeden önce bu fiziksel yükü ne kadar tolere edebileceğinin anlaşılması gerekir. Anestezi, kardiyoloji ve göğüs hastalıkları uzmanlarının da dahil olduğu detaylı tetkiklerle kişinin kalp ritmi, nefes kapasitesi ve damar sağlığı gözden geçirilir.

Mesane ameliyatı planlanan hastaların önemli bir kısmına, cerrahi işlemden aylar önce kemoterapi tedavisi başlanabilir. Buradaki temel amaç tespit edilmiş tümörü küçültmek ve vücudun herhangi bir yerinde kan dolaşımına karışmış olabilecek mikroskobik boyutlardaki kanser hücrelerini erkenden yok edebilmektir. Kemoterapi süreci sonrasında çekilen filmlerde mesanedeki tümör bazen tamamen silinmiş veya çok küçülmüş olarak görünebilir. Ancak bu umut verici tablo ameliyattan vazgeçilmesi gerektiği anlamına gelmez. Filmlerde görünmeyen ancak hücresel boyutta varlığını sürdüren kanser dokularının yeniden canlanma ihtimali bulunduğu için, planlanan cerrahi operasyon genellikle hedeflendiği şekilde uygulanır. Bu bekleme ve tedavi sürecinde hastanın bağışıklık sistemini güçlü tutması, dengeli beslenmesi, eğer kullanıyorsa tütün ürünlerinden kesinlikle uzak durması iyileşme hızını doğrudan etkiler. Böbreklerin iyi çalışması, ameliyat sonrası yapılacak yeni idrar yollarının sağlığı açısından çok önemlidir, bu yüzden sıvı tüketimine ve böbrek değerlerinin takibine de özel önem verilir.

Ameliyat öncesi dönemde genel sağlık durumunu anlamak için yapılan başlıca tetkikler aşağıdaki gibidir:

  • Detaylı kan tahlilleri
  • Böbrek fonksiyon ölçümleri
  • Akciğer kapasite testleri
  • Kardiyolojik değerlendirmeler
  • Karaciğer enzim değerleri
  • Beslenme durumu analizleri

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Robotik Radikal Sistektomi Ameliyatı Nasıl Gerçekleştirilir?

Operasyon günü hasta genel anestezi ile derin bir uykuya daldıktan sonra işlemler başlar. Klasik açık cerrahilerde cerrah, ameliyat bölgesine ulaşabilmek için göbek deliğinin üzerinden başlayıp kasıklara kadar inebilen büyük bir kesi yapar. Ancak robotik yaklaşımda karın bölgesine büyük bir yarık açmak yerine, kalem kalınlığında genellikle beş veya altı adet küçük delik açılır. Bu minik deliklerden içeriye, ameliyatı dışarıdan yönetecek olan robotik sistemin kameraları ve cerrahi aletleri yerleştirilir. İçeriyi net bir şekilde görebilmek ve aletlerin dokulara zarar vermeden rahatça hareket edebileceği bir hacim yaratmak için karın boşluğu güvenli bir gaz ile şişirilir.

Ameliyatı gerçekleştirecek olan cerrah, hastanın birkaç adım ötesinde bulunan özel bir kontrol konsoluna oturur. Bu konsolun içindeki ekran, cerraha karın içini üç boyutlu, oldukça net ve normalden katbekat büyütülmüş bir şekilde sunar. Bu eşsiz görüntü kalitesi, çıplak gözle fark edilmesi zor olan incecik damarların ve sinir ağlarının dahi görülmesini sağlar. Cerrah parmaklarına taktığı sensörler sayesinde robotik kolları hareket ettirir. İnsan eli belli açılarda dönebilirken, robotik kollar kendi etrafında tam tura yakın dönebilir ve en ufak el titremesini bile süzerek uçtaki aletlere yansıtmaz.

İşleme ilk olarak böbreklerden mesaneye doğru inen idrar yollarının (üreterlerin) bulunup etrafındaki dokulardan nazikçe sıyrılmasıyla başlanır. Bu kanallar, mesaneye girdikleri yere en yakın noktadan kesilir. Kesilen bölgede kanser hücresi kalıp kalmadığını kontrol etmek için ameliyat sırasında anlık olarak patoloji incelemesi yapılabilir. Eğer o bölgede tümör hücresi tespit edilirse, sağlam dokuya ulaşana kadar idrar kanalları biraz daha yukarıdan kesilebilir. Hastalıklı organın çıkarılması aşamasında erkeklerde genellikle mesane, prostat bezi ve seminal keseler tek parça halinde alınır. Kadın hastalarda ise durumun gerekliliklerine göre mesaneyle birlikte rahim, yumurtalıklar ve vajinanın ön kısmının bir bölümü de çıkarılabilir. Dar ve damar bakımından oldukça zengin olan leğen kemiği bölgesinde yapılan bu işlem sırasında kanamaları kontrol altında tutmak oldukça önemlidir. Son aşamada ayrılan bu dokular, özel bir torba içerisine konarak küçük deliklerin birinden veya uygun vakalarda vajinal yoldan vücut dışına çıkarılır.

Robotik Radikal Sistektomi Sonrası Yeni İdrar Yolları Nasıl Oluşturulur?

Kanserli dokuların vücuttan uzaklaştırılması ameliyatın yalnızca ilk aşamasıdır. Mesane tamamen alındığı için, böbreklerin 24 saat boyunca üretmeye devam ettiği idrarın vücuttan güvenli bir şekilde dışarı atılabilmesi adına yeni bir sisteme ihtiyaç duyulur. Eskiden bu aşama yapılırken yine karın açılır, hastanın bağırsakları dışarı çıkarılır ve yeni idrar yolları ameliyathane havasıyla temas halinde dış ortamda dikilirdi. Ancak modern robotik cerrahi tekniklerinde, yeni idrar yolu inşa etme süreci de tıpkı mesanenin çıkarılması gibi tamamen karın içerisinde, deliklerden içeri gönderilen robotik kollar aracılığıyla (intrakorporeal olarak) gerçekleştirilmeye çalışılır. Bu sayede bağırsakların yapısı korunur, dış ortamdaki havaya ve el temasına maruz kalmadığı için ameliyat sonrası bağırsak fonksiyonlarının geri dönme süresi kısalabilir.

Hastaya hangi tür idrar yolu yapılacağına karar verilirken hastanın yaşı, böbreklerinin ne kadar sağlıklı çalıştığı, tümörün idrar yollarına ne kadar yaklaştığı ve kişinin günlük hayatını nasıl idame ettirmek istediği gibi faktörler göz önüne alınır. Seçeneklerden biri, halk arasında “yapay mesane” olarak bilinen tekniktir. Bu yöntemde ince bağırsaktan yaklaşık yarım metrelik bir parça alınarak küre veya kese formunda yeni bir depo oluşturulur. Böbrek kanalları bu kesenin üst kısmına bağlanırken, kesenin alt kısmı hastanın kendi orijinal idrar kanalına dikilir. Böylece hasta karnında bir torba taşımaz, idrarı geldiğinde karın kaslarını sıkarak doğal yoldan idrar yapmaya çalışabilir. Ancak bu yeni depo gerçek bir organ olmadığından idrar hissi eskisi gibi olmaz; kişinin saati takip edip düzenli aralıklarla tuvalete giderek mesanesini boşaltması gerekir.

Çok daha yaygın ve tıbbi olarak güvenli görülen bir diğer yöntem ise karnın dışına idrar torbası bağlanması işlemidir (ileal konduit). Bu teknikte ince bağırsaktan sadece 15-20 santimetrelik çok kısa bir bölüm kesilir. Böbrek kanalları bu bağırsağın bir ucuna dikilir, diğer ucu ise karın sağ alt tarafından cilde dikilerek bir delik (stoma) oluşturulur. İdrar, hastanın kendi kontrolü dışında bu delikten sürekli dışarı doğru akar ve cilde yapıştırılan özel bir torbanın içinde birikir. Bu işlem ameliyat süresini oldukça kısaltır, böbrek ve kalp yükünü azaltabilir. Bu nedenle ileri yaştaki, ek kronik sorunları olan hastalarda genellikle ilk tercih olarak değerlendirilir. Günümüzde üretilen torbalar dışarıdan belli olmayan, koku yapmayan ve hastanın duş almasına, denize girmesine olanak tanıyan oldukça gelişmiş ürünlerdir.

İdrarın vücuttan güvenle atılmasını sağlamak için oluşturulabilecek yeni yollar şunlardır:

  • İnce bağırsaktan yapılan yapay mesane
  • Karın cildine bağlanan idrar torbası
  • Cilt altında oluşturulan boşaltılabilir kese
  • Bağırsak kullanılmadan doğrudan bağlanan idrar kanalları

Açık Ameliyatlara Kıyasla Robotik Radikal Sistektomi Ne Gibi Avantajlar Sağlayabilir?

Mesane kanseri ameliyatları, cerrahi müdahaleler içerisinde insan vücudunu en çok yoran ve iyileşme süreci sabır gerektiren operasyonlardan biridir. Yıllar boyu tek seçenek olan açık ameliyatlarda, karın bölgesinde boydan boya yapılan uzun kesiler sadece estetik bir sorun olmakla kalmaz; aynı zamanda ciddi ağrılara, hareket kısıtlılığına ve yara yerinin iyileşmesinde zorluklara yol açabilirdi. Robotik cerrahinin devreye girmesiyle birlikte kanseri vücuttan temizleme hedefi değişmeden, operasyonun hasta üzerindeki bu ağır yan etkilerinin hafifletilmesi hedeflenmiştir.

En belirgin farklardan biri kan kaybı miktarında yaşanır. Robotik sistemde karın içini şişirmek için kullanılan gazın yarattığı basınç, küçük toplardamarlardaki kanamaları doğal bir şekilde durdurmaya yardımcı olur. Ayrıca cerrah, kameraların sağladığı olağanüstü büyütme kapasitesi sayesinde en ince kan damarlarını bile önceden fark edip zarar vermeden işlem yapabilir. Sonuç olarak açık cerrahilerde sıklıkla karşılaşılan ve dışarıdan kan verilmesini zorunlu kılan ciddi kanamalar, robotik ameliyatlarda büyük ölçüde azalabilir. Hastanın kendi kanını kaybetmemesi, bağışıklık sisteminin dirençli kalmasına ve ameliyatın oluşturduğu stresle daha kolay baş etmesine olanak tanıyabilir.

Büyük bir karın kesisinin olmaması, yara enfeksiyonu, yara yerinin açılması veya uzun vadede o bölgede karın fıtığı gelişmesi gibi istenmeyen durumların görülme sıklığını azaltabilir. Ağrı düzeyi çok daha düşük seyrettiği için hastalar ameliyattan sonra genellikle çok güçlü ağrı kesicilere daha az ihtiyaç duyarlar. Ağrısı az olan hasta yataktan daha erken kalkıp yürümeye başlar. Erken hareketlilik, bacaklarda tehlikeli kan pıhtılarının oluşmasını ve akciğerlerde solunum problemlerinin gelişmesini engellemek için en doğal ilaçtır. Elbette robotik cihaz bir mucize değildir; onkolojik anlamda açık cerrahiden daha fazla kanser hücresi öldürmez, ancak kişinin normal hayatına ve gerekiyorsa ameliyat sonrası ek kanser tedavilerine daha hızlı, daha zinde başlamasına zemin hazırlayabilir.

Modern teknolojinin hastalar için sağlayabileceği muhtemel faydalar genellikle şunlardır:

  • Çok daha az kan kaybı
  • Düşük kan nakli ihtiyacı
  • Milimetrik cerrahi kesiler
  • Azalan yara enfeksiyonu ihtimali
  • Daha katlanılabilir ameliyat sonrası ağrı
  • Hızlı hastaneden taburcu olma şansı

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Robotik Radikal Sistektomi Ameliyatında Lenf Bezlerinin Alınması Neden Önemlidir?

Kanser hücreleri doğaları gereği büyüdükleri dokunun dışına taşıp bedenin başka yerlerinde kendilerine yeni alanlar bulmaya çalışırlar. Bunu yaparken sıklıkla vücudun savunma mekanizmasının yolları olan lenf kanallarını kullanırlar. Mesane kanserinde de tümörün ilk sıçradığı veya sıçramaya çalıştığı bölgeler, leğen kemiği (pelvis) içerisindeki büyük damarların etrafında dizili duran lenf bezleridir. Kanserli mesaneyi vücuttan çıkarmak ana sorunu çözerken, eğer lenf yollarında kalıntılar varsa hastalığın ilerleyen zamanlarda tekrarlama riski devam eder.

Bu sebeple operasyonun en kritik bölümlerinden birini pelvik lenf bezi diseksiyonu, yani bu lenf dokularının temizlenmesi işlemi oluşturur. Robotik sistemin sunduğu net görüş açısı ve kıvrak aletler, lenf dokularını ana kan damarlarından ve sinirlerden ayırırken cerraha büyük kolaylık sağlayabilir. Bazı durumlarda temizlik alanı sadece mesanenin etrafıyla sınırlı kalmaz, karnın üst bölgelerinde yer alan ana damar ayrımlarına kadar genişletilebilir. Hastalıklı olduğu düşünülen dokulardan toplanan çok sayıdaki lenf bezi, ameliyat sonrasında patoloji uzmanları tarafından mikroskop altında incelenir.

Çıkarılan lenf bezlerinde tümör hücresi bulunup bulunmaması, hastanın gelecekteki yaşam beklentisini ve ameliyat sonrasında kemoterapi veya radyoterapi gibi ilave tedavilere ihtiyaç duyulup duyulmayacağını belirleyen en önemli pusuladır. Bazen gelişmiş görüntüleme tekniklerinde hiçbir sorun görünmese bile hücresel boyutta yayılım olabileceğinden, lenf bezlerinin temizlenmesi hem teşhis koymak hem de olası yayılımı vücuttan uzaklaştırmak için son derece gereklidir.

Robotik Radikal Sistektomi Sonrası Cinsel Fonksiyonlar Nasıl Etkilenir?

Cinsel yaşantı ve idrar tutabilme gibi bedensel fonksiyonlar, otonom sinir sistemi adı verilen çok ince, adeta saç teli kalınlığındaki sinir ağları tarafından kontrol edilir. Bu sinirler leğen kemiğinin içerisinde, doğrudan prostatın, mesanenin ve rektumun çok yakınından geçerek cinsel organlara ulaşır. Organın kendisinin ve çevresindeki geniş dokuların çıkarılmasını gerektiren radikal sistektomi ameliyatlarında bu sinir yollarının etkilenmesi bazen kaçınılmaz olabilir. Ancak teknolojinin ilerlemesiyle birlikte bu konuda daha yüz güldürücü adımlar atılmaktadır.

Erkek hastalarda mesane ile birlikte prostat bezinin de çıkarılması, ereksiyonu (sertleşmeyi) sağlayan sinir demetlerinin hasar görmesine neden olabilir. Eğer tümör mesanenin dış duvarlarına taşmamış ve bu sinir yollarına ulaşmamışsa, robotik ameliyatlar sırasında uygulanan sinir koruyucu tekniklerle söz konusu demetler, yüksek çözünürlüklü ekranlardan takip edilerek çok dikkatlice dokudan ayrılabilir. Ameliyat öncesinde cinsel yaşantısında fiziksel bir problemi olmayan, yaşı genç hastalarda bu sinirlerin korunması durumunda, ilerleyen dönemlerde (bazen bazı ilaçların veya cihazların desteğiyle) cinsel faaliyetlere geri dönüş mümkün olabilir.

Kadınlarda ise hastalığın yayılım riskine bağlı olarak rahim, yumurtalıklar ve vajinanın üst duvarı alınabilir. Yumurtalıkların alınması hormon düzenini değiştirerek cerrahi menopoza neden olurken, vajinada oluşabilecek şekil değişiklikleri veya daralmalar cinsel birliktelik sırasında kuruluk ve ağrı şikayetlerini beraberinde getirebilir. Tümör yapısının uygun olduğu genç kadın hastalarda, cinsel hayatı ve bedensel bütünlüğü desteklemek adına rahmin, yumurtalıkların veya vajina yapısının olabildiğince muhafaza edildiği organ koruyucu yaklaşımlar denenebilir. Bu süreçte hastanın önceliklerini cerrahıyla açıkça konuşması, en gerçekçi beklentilerin oluşturulmasına yardımcı olur.

Robotik Radikal Sistektomi Sonrası İyileşme ve Takip Süreci Nasıl Planlanır?

Ameliyatın tamamlanıp hastanın odasına geçmesiyle birlikte yepyeni bir uyum ve toparlanma süreci başlar. Geçmişte hastalara uygulanan uzun süreli açlık ve hareketsizlik protokolleri, günümüzde yerini hastayı hızla iyileşmeye teşvik eden modern uygulamalara bırakmıştır. Robotik yöntemin avantajlarından biri olan sınırlı bağırsak teması sayesinde, hastanın sindirim sistemi daha hızlı uyanır. Ameliyattan sonraki gün yataktan kalkıp ufak adımlarla yürümek, hem akciğerlerin açılmasına hem de bağırsakların tekrar harekete geçmesine büyük ölçüde katkı sağlar. Gaz çıkışının başlamasıyla birlikte hastalar yavaş yavaş sıvı gıdalar tüketmeye başlayabilirler. Karın içerisinde birikebilecek fazla sıvıları dışarı almak için konulan drenler, vücudun durumuna göre birkaç gün içinde çekilir ve hasta genellikle ilk haftanın sonlarına doğru hastaneden evine uğurlanabilir.

Eve dönüş, tıbbi sürecin bittiği anlamına gelmez; bilakis hasta için yeni bedenine alışma dönemi yeni başlamıştır. Eğer yapay mesane oluşturulmuşsa, ilk haftalarda ve aylarda özellikle geceleri idrar kaçırma durumları yaşanması oldukça normaldir. Hastalar, idrar çıkışını kontrol eden kasları güçlendirmek amacıyla düzenli olarak pelvik taban (Kegel) egzersizleri yaparak bu sorunun üstesinden gelmeye çalışırlar. İdrar torbası bağlanan hastalar ise, stoma çevresindeki cildi nasıl temiz tutacaklarını, torbayı ne sıklıkla ve nasıl değiştireceklerini öğrenirler. İlk zamanlar stresli gibi görünse de çoğu hasta kısa sürede bu düzene adapte olup gündelik hayatına, işine ve sosyal aktivitelerine dönebilmektedir.

Ameliyattan sonra kanserin tekrarlama riskini yakından izlemek için yapılandırılmış bir kontrol planı uygulanır. İlk senelerde üç veya dört ayda bir yapılan bu doktor görüşmelerinde kan tahlilleri ve radyolojik filmler incelenir. İlerleyen yıllarda takip aralıkları uzayabilir. Ayrıca yeni idrar kanalları için kullanılan bağırsak dokusu idrardaki bazı maddeleri kana geri emebildiğinden, zaman içerisinde kanda asitlenme veya B12 vitamini eksikliği gibi metabolik durumlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden beslenme düzenine dikkat etmek, suyu bol içmek ve eksilen vitaminleri yerine koymak çok önemlidir.

Uzun vadeli sağlık kontrolü için hastaların uyması tavsiye edilen adımlar şunlardır:

  • Düzenli kan ve idrar testleri
  • Periyodik B12 vitamini ölçümleri
  • Kan asit dengesi kontrolleri
  • Karın bölgesi görüntülemeleri
  • Akciğer tarama filmleri
  • Düzenli pelvik taban egzersizleri

Blog Yazıları

Açık Prostatektomi Ameliyatı Yorumları

Açık prostatektomi ameliyatı yorumları incelendiğinde hastalar, [...]

Devamını Oku
Thulium Lazer Prostat Ameliyatı (ThuLEP) Ameliyatı Yorumları

ThuLEP (Thulium Lazer Prostat Ameliyatı) hasta [...]

Devamını Oku
Holep Prostat Ameliyatı Olanların Yorumları

HoLEP prostat ameliyatı olanların yorumları, tedavinin [...]

Devamını Oku
Rezum Tedavisi (Su Buharı İle Prostat Tedavisi) Olanların Yorumları

Rezum tedavisi olanların yorumları; işlemin ağır [...]

Devamını Oku
Prostat TUR (TUR-P) Ameliyatı Olanların Yorumları

Prostat TUR (TUR-P) ameliyatı olanların yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek Büyümesi (Hidronefroz) Tedavisi Yorumları

Böbrek büyümesi (hidronefroz) tedavisi hasta yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek İltihabı (Piyelonefrit) Tedavisi Yorumları

Böbrek iltihabı (piyelonefrit) tedavisi yorumları, hastaların [...]

Devamını Oku
Böbrek Taşı Tedavisi Yorumları

Böbrek taşı tedavisi yorumları, kişiye en [...]

Devamını Oku