Mesane kanseri, böbreklerin süzdüğü idrarı depolamakla görevli olan esnek kas torbası mesanenin (idrar kesesi) iç yüzeyini döşeyen hücrelerin, genetik yapılarını kaybederek kontrolsüzce çoğalması ve kötü huylu kitlelere (tümör) dönüşmesi hastalığıdır. Sağlıklı epitel hücrelerinin programlı ölüm yeteneğini yitirip hızla bölünmesiyle başlayan bu hücresel bozulma, ilk etapta organın yalnızca iç astarında yerleşir. Ancak bu kötü huylu yapıların doğal eğilimi, zaman içerisinde büyüyerek mesanenin koruyucu kas duvarlarına ve çevre bağ dokularına doğru derinlemesine sızmaktır. Doğrudan idrar depolama sistemimizi hedef alan bu tümöral gelişim, organın anatomik sınırlarını aşmadan önce durdurulması gereken kritik bir hücresel anormalliktir.

Prof. Dr. Yılören TANIDIR
Üroloji Uzmanı

Prof. Dr. Yılören Tanıdır, 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, üroloji ihtisasını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış bir üroloji uzmanıdır. Medicana Ataşehir Hastanesi’nde görev yapan Tanıdır; endoüroloji, laparoskopi, robotik cerrahi ve çocuk ürolojisi (hipospadias, nörojen mesane) alanlarında uzmanlaşmıştır.

Prof. Dr. Yılören Tanıdır üroloji alanında tanı ve tedavi hizmetler sunmaktadır. Güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda, minimal invaziv, laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemler uygulamaktadır. Tanı ve tedavi süreçlerinde hasta güvenliği, etik ilkeler ve bilimsel veriler esas alınarak hizmet vermektedir.

WhatsApp'tan İletişime Geç
Hastalık Mesane kanseri, mesaneyi döşeyen hücrelerden kaynaklanan kötü huylu tümörlerdir. En sık görülen tipi ürotelyal (transisyonel hücreli) karsinomdur.
En sık görülen tip Ürotelyal karsinom (%90’dan fazlası). Daha nadir olarak skuamöz hücreli karsinom, adenokarsinom ve diğer alt tipler görülebilir.
Kimlerde daha sık görülür? Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Genellikle 55 yaş ve üzerindeki bireylerde ortaya çıkar.
Risk faktörleri Sigara kullanımı, kimyasal maddelere (özellikle boya, kauçuk, deri ve tekstil sanayisinde kullanılan aromatik aminler) maruz kalma, kronik mesane enfeksiyonları, uzun süreli mesane taşı, radyoterapi öyküsü, bazı kemoterapi ilaçları (ör. siklofosfamid), aile öyküsü ve ileri yaş.
Belirtiler Ağrısız idrarda kan görülmesi (hematüri), sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, ani idrar yapma isteği, pelvik ağrı, ileri evrede bel ağrısı, kilo kaybı ve halsizlik görülebilir.
Ne zaman doktora başvurulmalıdır? İdrarda kan görülmesi, uzun süren idrar yolu şikâyetleri veya açıklanamayan idrar değişiklikleri olduğunda gecikmeden değerlendirme yapılmalıdır.
Tanı yöntemleri İdrar tahlili, idrar sitolojisi, sistoskopi, biyopsi, BT ürografi, MR ve gerektiğinde PET-BT ile değerlendirme yapılabilir. Kesin tanı biyopsi ile konur.
Evreleme Kanserin mesane duvarına yayılımı, lenf nodu tutulumu ve uzak organ metastazı TNM sistemine göre değerlendirilir.
Derecelendirme (Grade) Düşük dereceli ve yüksek dereceli tümörler olarak sınıflandırılır. Yüksek dereceli tümörler daha agresif davranış gösterir.
Tedavi seçenekleri Transüretral mesane tümörü rezeksiyonu (TUR-MT), mesane içine ilaç uygulamaları (BCG veya kemoterapi), parsiyel veya radikal sistektomi, sistemik kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve uygun hastalarda radyoterapi uygulanabilir. Tedavi evreye göre planlanır.
BCG tedavisi Kas tabakasına ilerlememiş, orta ve yüksek riskli mesane kanserlerinde mesane içine uygulanan immünoterapidir. Nüks ve ilerleme riskini azaltmayı amaçlar.
Cerrahi tedavi Erken evrede TUR-MT yeterli olabilir. Kas tabakasına ilerleyen hastalıkta radikal sistektomi ve idrar diversiyonu gerekebilir.
Takip Mesane kanseri tekrarlama eğilimi yüksek olduğundan düzenli sistoskopi, idrar testleri ve görüntüleme ile uzun süreli takip gerekir.
Olası komplikasyonlar Tümörün tekrarlaması, kas tabakasına ilerleme, lenf nodu ve uzak organ metastazı, idrar yolu tıkanıklığı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gelişebilir.
Korunma yolları Sigaranın bırakılması, zararlı kimyasallardan korunma, yeterli sıvı tüketimi ve meslekî koruyucu önlemlerin alınması riski azaltabilir.
Prognoz Erken evrede yakalanan ve kas tabakasına ilerlememiş tümörlerde tedavi başarısı yüksektir. Kas invaziv veya metastatik hastalıkta prognoz daha ciddi olmakla birlikte güncel tedaviler yaşam süresi ve yaşam kalitesini artırabilir.
Yaşam tarzı önerileri Sigara kullanılmamalı, düzenli kontrollere uyulmalı, dengeli beslenilmeli, fiziksel aktivite sürdürülmeli ve yeni gelişen idrar şikâyetleri vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir.
Acil değerlendirme gerektiren durumlar Yoğun kanamalı idrar, idrar yapamama, yüksek ateşle birlikte idrar yolu belirtileri, şiddetli yan veya bel ağrısı gibi durumlarda acil tıbbi değerlendirme gereklidir.

Mesane kanseri neden olur ve kimlerde daha sık görülür?

Vücudumuzdaki hücrelerin sağlıklı bir şekilde bölünüp çoğalmasını sağlayan muazzam bir genetik kontrol mekanizması vardır. Bu mekanizma, hasarlı veya yaşlanmış hücrelerin yok edilerek yerlerine yenilerinin gelmesini sağlar. Ancak mesanenin iç yüzeyini döşeyen hücrelerin DNA yapısında bazı çevresel veya genetik faktörlere bağlı olarak hasarlar meydana geldiğinde, bu kontrol mekanizması devreden çıkar. Hücreler ölmeyi reddeder ve hızla çoğalarak tümör adı verilen kitleleri oluştururlar.

Hastalığın ortaya çıkmasında en belirgin ve kanıtlanmış çevresel faktör tütün kullanımıdır. Sigara içildiği anda dumanın içindeki binlerce kanserojen madde akciğerler vasıtasıyla kana karışır. Vücudun filtre sistemi olan böbrekler, bu zehirli kimyasalları kandan süzerek idrara aktarır. İdrar kesesi, doğası gereği idrarı saatlerce içinde tutan bir depodur. Bu bekleme süresi boyunca kanserojen maddeler mesanenin iç zarıyla uzun süreli temas halinde kalır ve hücrelerin genetik yapısını tahrip etmeye başlar. Bu nedenle sigara içen bireylerin bu hastalığa yakalanma riski, hayatı boyunca hiç sigara içmemiş kişilere kıyasla katbekat fazladır. Üstelik sigara bırakılsa bile, mesane hücrelerinin eski sağlıklı haline dönmesi ve riskin tamamen sıfırlanması çok uzun yıllar alabilmektedir.

Mesleki maruziyetler de hastalığın gelişiminde göz ardı edilmemesi gereken büyük bir paya sahiptir. Belirli sanayi kollarında kullanılan ağır kimyasallar, solunum veya deri yoluyla vücuda girerek yine böbrekler üzerinden mesaneye ulaşır ve burada hasara yol açar. Boya, tekstil, lastik, kauçuk ve petrol endüstrisinde uzun yıllar koruyucu ekipman kullanmadan çalışan bireylerde bu hastalık çok daha sık görülmektedir. Ayrıca mesanede yıllarca fark edilmeden kalan büyük taşlar veya tedavi edilmeyen kronik enfeksiyonlar da mesane duvarında sürekli bir hücresel tahriş yaratarak zamanla kanserleşme sürecini tetikleyebilir. Geçmiş yıllarda pelvis bölgesine uygulanan radyoterapi tedavileri veya belirli bazı güçlü kemoterapi ilaçlarının kullanımı da hücrelerin yapısını bozarak yıllar sonra yeni bir tümör oluşumuna zemin hazırlayabilmektedir. Hastalığın ilerleyen yaşlarda ve özellikle erkeklerde daha sık görüldüğü bilinmektedir.

Hastalık riskini artıran temel unsurlar şunlardır:

  • Sigara
  • Pipo
  • Puro
  • Boya kimyasalları
  • Petrol ürünleri
  • Tekstil boyaları
  • Kauçuk türevleri
  • Pestisitler
  • Kronik mesane enfeksiyonları
  • Mesane taşları
  • Pelvik radyoterapi
  • İleri yaş
  • Erkek cinsiyet

Mesane kanseri belirtileri nelerdir ve hastalar ne zaman şüphelenmelidir?

Hastalığın en bilinen ve hastaları genellikle hekime yönlendiren ilk belirtisi, idrarda kan görülmesidir. Ancak bu kanama genellikle böbrek taşı kanamalarından veya şiddetli enfeksiyonlardan farklı bir karakter sergiler. Çoğu zaman hiçbir ağrı, sızı veya kramp olmaksızın, tamamen sessiz bir şekilde ortaya çıkar. İdrarın rengi aniden pembeye, pas rengine veya koyu kırmızıya dönebilir; hatta bazen idrarın içinde pıhtılar görülebilir.

Buradaki en büyük tehlike, bu ağrısız kanamanın sürekli olmamasıdır. Bir gün kanamalı idrar yapan kişi, ertesi gün tamamen normal ve berrak bir idrar yapabilir. Bu durum hastada sorunun kendiliğinden çözüldüğü veya sadece anlık bir üşütmeye bağlı olduğu yanılgısını yaratır. Oysa tümör mesane içinde büyümeye devam etmektedir. Ağrısız kanama, aksi kanıtlanana kadar mutlaka ciddiye alınması gereken ve detaylı inceleme gerektiren en önemli uyarıcı işarettir. Bazı durumlarda ise kanama gözle görülemeyecek kadar azdır ve sadece rutin bir sağlık kontrolü sırasında yapılan mikroskobik idrar tahlillerinde fark edilir.

Tümör, mesanenin iç yüzeyinde fiziksel bir yer kapladığı ve dokuyu tahriş ettiği için hastaların günlük idrar yapma alışkanlıklarında da bazı değişiklikler meydana gelir. İdrar yolu enfeksiyonunu birebir taklit eden bu belirtiler hastaların uzun süre gereksiz yere antibiyotik kullanmasına neden olabilir. Kişi idrar yaparken yanma hissedebilir, idrar kesesi tam dolmamasına rağmen sürekli ve acil bir tuvalete gitme ihtiyacı duyabilir. Eğer idrar kültürü testlerinde herhangi bir bakteri ürememesi ve antibiyotik tedavilerine rağmen şikayetlerin geçmemesi durumu varsa, altta yatan nedenin mesane yüzeyine yayılmış düz bir tümör olabileceği akla gelmelidir.

Hastalık daha ileri evrelere ulaştığında ve mesanenin sınırlarını aşıp kas dokusuna veya çevre organlara yayıldığında tabloya daha sistemik belirtiler eklenir. Tümörün idrar yollarını tıkaması sonucu böbreklerde şişme ve şiddetli yan ağrıları oluşabilir. Bununla birlikte açıklanamayan bir halsizlik ve vücut direncinin düşmesi gibi genel sağlık sorunları baş gösterir.

Bu hastalıkta sık karşılaşılan klinik belirtiler şunlardır:

  • İdrarda kan
  • İdrarda pıhtı
  • İdrar yaparken yanma
  • Sık idrara çıkma
  • Ani idrar sıkışması
  • Kesik kesik idrar yapma
  • Yan ağrısı
  • Sırt ağrısı
  • Pelvik bölgede ağrı
  • İstemsiz kilo kaybı
  • İştahsızlık
  • Kronik halsizlik

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Mesane kanseri tanısı nasıl konur ve teşhis için hangi testler yapılır?

Hastalığın teşhis süreci, hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve ardından bir dizi görüntüleme ile laboratuvar testinin aşamalı olarak uygulanmasıyla ilerler. İlk adım genellikle hastayı yormayan, radyasyon içermeyen ve hızlı sonuç veren ultrasonografidir. Ultrason cihazı, ses dalgalarını kullanarak idrarla dolu olan mesanenin iç duvarını ekranda gösterir. Mesane içine doğru büyümüş olan et beni şeklindeki yapılar veya büyük kitleler ultrasonla rahatlıkla fark edilebilir. Ancak ultrason, çok küçük lezyonları, düz tümörleri veya hastalığın kas tabakasına ne kadar ilerlediğini göstermede yetersiz kalabilir.

Bu noktada böbreklerin, üreter adı verilen idrar kanallarının ve lenf bezlerinin durumunu çok daha detaylı görebilmek için ilaçlı bilgisayarlı tomografi devreye girer. Damardan verilen kontrast madde sayesinde idrar yollarının tam bir haritası çıkarılır. Tomografi, hastalığın mesane dışına taşıp taşmadığını veya böbreklerde herhangi bir tıkanıklık yaratıp yaratmadığını anlamak için son derece kritik bir görüntüleme yöntemidir.

Görüntüleme yöntemlerinin yanı sıra idrar sitolojisi adı verilen laboratuvar testi de teşhisin önemli bir parçasıdır. Tümörlü dokulardan idrara dökülen hücreler, patoloji laboratuvarında mikroskop altında incelenir. Bu test, özellikle gözle zor görülen ancak çok agresif olan karsinoma in situ adı verilen düz tümör tiplerinin yakalanmasında büyük önem taşır.

Ancak teşhisin kalbi ve kesin tanının konulabilmesi için vazgeçilmez olan tek yöntem sistoskopidir. Sistoskopi, hiçbir görüntüleme cihazının yerini tutamayacağı doğrudan bir gözlem işlemidir. İşlem sırasında, ucunda yüksek çözünürlüklü küçük bir kamera ve ışık kaynağı bulunan ince, esnek bir aletle idrar kanalından girilerek mesanenin içi tıpkı bir odayı inceler gibi ekrandan izlenir. Bu muayene sırasında tümörün nerede olduğu, boyutu ve şekli net bir şekilde görülür. Hatta günümüzde, gözden kaçabilecek kadar küçük tümörleri saptayabilmek için sistoskopların içine özel mavi ışık filtreleri eklenmektedir. Bu filtreler sayesinde, normalde mesane zarıyla aynı renkte olan ve gizlenen tümör hücreleri karanlıkta parlayan bir renk alarak kendini ele verir.

Teşhis aşamasında kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

  • Ultrasonografi
  • Bilgisayarlı tomografi
  • Manyetik rezonans
  • Sistoskopi
  • Mavi ışık sistoskopisi
  • İdrar tahlili
  • İdrar sitolojisi
  • Doku biyopsisi

Yüzeyel (kasa ilerlememiş) mesane kanseri cerrahi tedavisi nasıl yapılır?

Eğer yapılan muayene ve görüntülemeler sonucunda mesanede bir tümör tespit edildiyse, bir sonraki adım mutlaka bu dokunun cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Hastalığın henüz mesanenin ana kas tabakasına ulaşmadığı, sadece en içteki yüzey örtüsünde veya onun bir altındaki yumuşak dokuda sınırlı kaldığı durumlara yüzeyel hastalık denir. Bu aşamadaki temel tedavi, kapalı yöntemle gerçekleştirilen mesane tümörü ameliyatıdır.

İşlem genellikle hastanın belden aşağısının uyuşturulması veya tamamen uyutulması ile başlar. Cerrah, idrar kanalından özel bir aletle mesaneye girer. Klasik yöntemde bu aletin ucunda bulunan elektrikli bir tel halka yardımıyla tümör, küçük parçalar halinde kazınarak tabanından temizlenir ve kanayan yerler ısı enerjisiyle mühürlenir. Ancak bu kazıma ve parçalama işlemi, tümörün bütünlüğünü bozduğu için, patoloji uzmanının hastalığın derinliğini tam ve eksiksiz olarak değerlendirmesini bazen zorlaştırabilir.

Bu zorlukları aşmak ve çok daha kusursuz bir onkolojik temizlik sağlamak amacıyla günümüzde en-blok rezeksiyon adı verilen modern bir teknik geliştirilmiştir. Bu teknikte tümör parça parça kazınmaz. Tıpkı bahçedeki bir bitkinin kökü etrafındaki toprakla birlikte tek parça halinde sökülüp çıkarılması gibi, tümör de altındaki sağlam kas dokusunun bir kısmıyla birlikte tek parça olarak mesane duvarından sıyrılır. Bu işlem için genellikle ileri teknoloji lazer sistemleri veya özel kesici aletler kullanılır. Bu yöntemin en büyük avantajı, tümör hücrelerinin mesane içine dağılmasını engellemesi ve patoloji uzmanına hastalığın evresini sıfır hatayla belirleyebileceği bütün bir doku sunmasıdır.

Bazı durumlarda, ilk ameliyattan birkaç hafta sonra hastanın yeniden ameliyathaneye alınması gerekebilir. Eğer çıkarılan tümör çok saldırgan bir hücre yapısına sahipse, yüzeyin bir alt tabakasına kadar inmişse veya ilk ameliyatta alınan parçaların içinde kas dokusu görülememişse, geride mikroskobik düzeyde kalmış olabilecek hastalıklı hücreleri temizlemek ve hastalığın gerçek derinliğinden emin olmak için ikinci bir kapalı ameliyat yapmak standart ve koruyucu bir tıbbi yaklaşımdır.

Yüzeyel mesane kanseri ameliyatı sonrası uygulanan mesane içi tedaviler nelerdir?

Kapalı ameliyatla tümör tamamen temizlenmiş olsa bile, bu hastalığın doğasında çok güçlü bir tekrarlama ve yeni odaklardan tekrar başlama eğilimi vardır. Mesanenin iç yüzeyi, tümör oluşumuna genetik olarak yatkın hale gelmiş olabilir veya ameliyat sırasında serbest kalan bazı hücreler mesanenin başka bir köşesine tutunarak yeniden büyümeye başlayabilir. İşte bu riski en aza indirmek için, sadece cerrahiyle yetinilmeyip mesane içine doğrudan sıvı ilaç uygulamaları yapılır.

Hastanın patoloji sonucu düşük riskli bir tümör gösteriyorsa, ameliyatın bittiği gün idrar sondası aracılığıyla mesane içine tek dozluk bir kemoterapi sıvısı verilir. Bu sıvı mesane içinde bir süre bekletilir ve ardından boşaltılır. Bu tek dozluk işlem serbest dolaşan hücrelerin dokuya yapışmasını engelleyerek tekrarlama ihtimalini önemli ölçüde düşürür.

Ancak tümörün boyutu büyükse, birden fazla odakta görülmüşse veya saldırgan bir hücre tipine sahipse, orta ve yüksek riskli gruptan bahsedilir. Bu noktada kemoterapi yerine tıbbın en ilginç ve etkili bağışıklık tedavilerinden biri olan BCG devreye girer. BCG, aslında yıllardır bildiğimiz verem aşısının ta kendisidir. Zayıflatılmış verem bakterileri laboratuvar ortamında sıvı hale getirilir ve bir idrar sondası yardımıyla mesanenin içine verilir.

Bu tedavinin amacı bakterilerin hastayı enfekte etmesi değildir; amaç bağışıklık sistemini kandırarak mesaneye çekmektir. Bakteriler mesane duvarına temas ettiğinde, vücudun savunma sistemi burada ciddi bir enfeksiyon olduğunu düşünerek bütün asker hücrelerini mesaneye yığar. Mesane içinde suni, kontrollü ve çok şiddetli bir iltihabi savaş başlar. Bölgeye akın eden bağışıklık hücreleri bakterilerle savaşırken, eş zamanlı olarak mesane duvarında gizlenmeye çalışan mikroskobik kanser hücrelerini de tanıyarak onları yok eder. Bu tedavi genellikle ameliyattan birkaç hafta sonra, dokular iyileştiğinde başlar. Haftada bir kez olmak üzere altı hafta boyunca uygulanır. Hastalığın risk derecesine göre bu tedavi aylık periyotlarla bir yıla, hatta üç yıla kadar uzatılabilir. Bağışıklık sisteminin uyarılmasına bağlı olarak hastalar tedavi günlerinde sık idrara çıkma, idrarda yanma veya hafif ateş gibi geçici yan etkiler yaşayabilirler.

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Kasa ilerlemiş mesane kanseri durumunda hangi sistemik ve cerrahi tedaviler uygulanır?

Hücrelerdeki anormallik yüzeyden başlayıp zamanla mesanenin ana kas duvarına kadar ilerlediğinde, hastalığın karakteri tamamen değişir. Kas tabakasına ulaşan kanser hücreleri, burada bulunan yoğun kan damarları ve lenf kanalları ağına erişim sağlar. Bu durum tümörün mesanenin dışına, lenf bezlerine, akciğerlere, karaciğere veya kemiklere sıçrama ihtimalini belirgin şekilde artırır. Artık sadece kapalı yöntemle kazıma yapmak veya mesane içine ilaç vermek hastalığı durdurmaya yetmez.

Kas tabakasına ilerlemiş bir hastalığın dünyaca kabul gören en etkili ve altın standart tedavisi radikal sistektomi, yani mesanenin cerrahi olarak tamamen vücut dışına çıkarılmasıdır. Bu büyük operasyonda sadece mesane alınmakla kalınmaz. Hastalığın yayılma yollarını tamamen kapatmak için erkeklerde prostat ve meni keseleri, kadınlarda ise rahim, yumurtalıklar ve vajinanın bir kısmı da mesane ile birlikte tek bir blok halinde çıkarılır. Ayrıca bölgedeki tüm lenf bezleri de titizlikle temizlenir.

Ancak ameliyathaneye girmeden önce, hastanın genel sağlık durumu elveriyorsa, koruyucu bir önlem olarak sistemik kemoterapi uygulanması modern tıbbın en güçlü tavsiyelerinden biridir. Damardan verilen ve tüm vücudu dolaşan bu güçlü ilaçlar, henüz radyolojik görüntülemelerde bile saptanamayacak kadar küçük olan mikroskobik yayılımları temizlemeyi hedefler. Aynı zamanda mesanedeki ana tümörü küçülterek cerrahın işini kolaylaştırır ve ameliyatın başarı oranını artırır. Bu sistemik tedavinin temel taşı olan Sisplatin isimli ilacın vücut üzerinde yorucu etkileri olabildiği için, hastanın bu tedaviyi kaldırıp kaldıramayacağı çeşitli organ fonksiyon testleriyle çok dikkatli bir şekilde analiz edilir.

Bu ağır tedavinin uygulanabilmesi için hastanın sahip olması gereken durumlar şunlardır:

  • Sağlıklı böbrek fonksiyonları
  • Yeterli idrar süzme kapasitesi
  • Kayıpsız işitme yetisi
  • Normal kalp kasılma gücü
  • Hasarsız sinir sistemi
  • İyi karaciğer değerleri
  • Güçlü kemik iliği
  • Yeterli kan değerleri

İleri evre mesane kanseri cerrahisi sonrası yapay mesane (Neobladder) operasyonu nasıl yapılır ve kimlere uygundur?

Mesane vücuttan çıkarıldığında, böbreklerin sürekli olarak üretmeye devam ettiği idrarın vücuttan güvenli bir şekilde dışarı atılabilmesi için yeni bir tahliye sisteminin kurulması şarttır. Bu amaçla genellikle iki farklı cerrahi yol izlenir. Birinci seçenekte, ince bağırsağın kısa bir kısmı alınarak idrar yolları bu bağırsağa bağlanır ve bağırsağın diğer ucu karın duvarına ağızlaştırılır. Hasta, hayatının geri kalanında karın derisine yapıştırılan özel bir torba yardımıyla idrarını vücudundan uzaklaştırır.

İkinci seçenek ise, anatomik ve psikolojik olarak hastanın doğal yaşantısına en yakın olan yapay mesane (neobladder) cerrahisidir. Bu üst düzey ameliyatta, hastanın kendi ince bağırsağından yaklaşık yarım metrelik bir parça kesilerek alınır. Sindirim sisteminin bütünlüğü geri kalan bağırsakların uç uca dikilmesiyle sağlanır. Alınan bu bağırsak parçası, boru şeklindeki doğal yapısını bozmak ve basıncı düşürmek için uzunlamasına kesilerek düzleştirilir. Daha sonra bu bağırsak dokusu özel dikiş teknikleriyle küre şeklinde yeniden katlanarak yeni bir idrar deposu haline getirilir. Böbreklerden gelen idrar kanalları bu yeni depoya bağlanır ve deponun alt kısmı da hastanın doğal idrar yoluna dikilir. Böylece hasta, karnına herhangi bir torba takmadan, karın kaslarını kullanarak normal yollardan idrarını yapabilme şansına sahip olur.

Bu kompleks cerrahi ne yazık ki her hastaya uygulanamaz. İşlemin başarılı olabilmesi için tümörün özellikleri ve hastanın fizyolojik durumu çok dikkatli incelenmelidir.

Yapay mesane ameliyatının yapılamayacağı durumlar şunlardır:

  • Üretra tümör tutulumu
  • Cerrahi sınır pozitifliği
  • İleri yaş
  • Bilişsel yetersizlik
  • Öğrenme güçlüğü
  • Omurilik hasarı
  • Multipl skleroz
  • Şiddetli pelvik sinir hasarı
  • İltihabi bağırsak hastalıkları
  • Crohn hastalığı
  • Ülseratif kolit
  • İleri kalp yetmezliği
  • Ciddi akciğer hastalıkları
  • İleri böbrek yetmezliği
  • Karaciğer yetmezliği

Yapay mesane ameliyatının olası riskleri ve mesane kanseri cerrahisi sonrası günlük yaşam nasıldır?

Yapay mesane ameliyatı sonrası döneme uyum sağlamak, hasta için hem fiziksel hem de psikolojik bir öğrenme sürecidir. Çünkü yeni yapılan depo artık esnek bir mesane kasından değil emilim yapma yeteneğine sahip bir bağırsak dokusundan oluşmaktadır. Bağırsak, yapısı gereği idrarın içindeki bazı mineralleri ve asitleri yeniden kana emme eğilimindedir. Bu durum kanda asit yükünün artmasına ve metabolik denge bozukluklarına yol açabilir. Bunu önlemek için hastaların düzenli aralıklarla alkali ilaçlar kullanması gerekebilir.

Ayrıca bağırsak dokusu, dışkının kaymasını sağlamak için doğası gereği mukus adı verilen sümüksü bir sıvı üretmeye programlıdır. Yeni yapılan mesanede de bu mukus üretimi devam eder. İdrar içinde biriken mukus, idrar akışını yavaşlatabilir veya tortu oluşturarak taş oluşumuna zemin hazırlayabilir. Hastaların her gün bol miktarda su içmesi, mukus birikimini seyrelterek bu sorunun üstesinden gelinmesinde hayati öneme sahiptir.

İdrar tutma mekanizması da ameliyat sonrası değişen durumlardan biridir. Gündüzleri karın kaslarının kontrolü sayesinde idrar tutmak genellikle sorun olmazken, gece uyku sırasında kaslar gevşediği için idrar kaçırma problemi yaşanabilir. Bazen de tam tersi bir durum gelişir ve idrar çıkış noktasında daralmalar olduğu için hasta idrarını tam boşaltamaz. Bu durumda hastaların, kendi kendilerine temiz bir hortum yardımıyla idrarlarını günde birkaç kez boşaltmaları gerekebilir.

Bu karmaşık cerrahinin beraberinde getirebileceği muhtemel sorunlar şunlardır:

  • Kanama
  • İdrar kaçağı
  • Bağırsak tıkanıklığı
  • Metabolik asidoz
  • Elektrolit dengesizliği
  • Mesane taşları
  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Gündüz idrar kaçırma
  • Gece idrar kaçırma
  • İdrar yapamama
  • İdrar kanalı darlığı
  • Sertleşme sorunu
  • Vajinal kuruluk
  • Böbrek fonksiyonlarında bozulma
  • Derin ven trombozu

Mesane kanseri tedavisinde tam başarı sağlamak ve hastalıktan korunmak için nelere dikkat edilmelidir?

Bu hastalıkla mücadele, sadece ameliyathanede yapılan başarılı bir cerrahiyle bitmez; ömür boyu süren bir disiplin ve takip gerektirir. Hastalığın kök nedenlerinden biri olan tütün ve tütün ürünleri kullanımının kesin ve kalıcı olarak sonlandırılması, tedavinin ilk ve en önemli adımıdır. Vücuda kanserojen madde girişi devam ettiği sürece, uygulanan hiçbir cerrahi veya ilaç tedavisi uzun vadede kalıcı bir koruma sağlayamaz.

Tedavi sürecinin en kritik bileşenlerinden biri de zamanlamadır. İdrarda renk değişikliği veya ağrısız kanama fark edildiği ilk anda doktora başvurmak, hastalığın henüz mesane yüzeyindeyken yakalanmasını sağlar. Hastalık ne kadar erken evrede tespit edilirse, mesanenin korunma şansı o kadar yüksek olur. Teşhis aşamasında ileri teknoloji görüntüleme ve ışık sistemlerinin kullanılması, gözden kaçabilecek en ufak hücresel bozulmaların bile tespit edilerek temizlenmesine olanak tanır.

Ameliyat sonrası doktor tarafından planlanan mesane içi bağışıklık tedavilerine tam uyum göstermek, hastalığın sessizce yeniden nüksetmesini engellemenin en güçlü yoludur. İleri evre hastalığı olan kişilerde mesanenin tamamen alınması kararı verildiğinde, zaman kaybetmeden hazırlıklara başlamak ve cerrahiyi geciktirmemek hayati bir önem taşır. Yapay mesane veya torba sistemleriyle hayata devam eden bireylerin ise beslenme alışkanlıklarını düzenlemeleri, günlük sıvı alımlarını artırmaları ve düzenli kontrollerini aksatmamaları gerekir.

Sıkça sorulan sorular

Mesane kanseri, mesanenin iç yüzeyini kaplayan hücrelerden kaynaklanan bir kanser türüdür. Hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişir ve erken evrelerde tedavi edildiğinde daha başarılı sonuçlar elde edilebilir.
İdrarda kan görülmesi mesane kanserinin en yaygın belirtisidir. Ayrıca sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, ani idrar hissi ve pelvik bölgede rahatsızlık gibi şikayetler de görülebilir.
Sigara kullanımı, bazı kimyasal maddelere maruz kalma, kronik mesane irritasyonu, ileri yaş ve aile öyküsü mesane kanseri riskini artırabilen önemli faktörler arasında yer almaktadır.
Mesane kanseri genellikle ileri yaşlarda daha sık görülür. Erkeklerde kadınlara göre daha yaygın olmakla birlikte her iki cinsiyette de ortaya çıkabilir ve düzenli kontroller erken tanıda önemlidir.
Tanı sürecinde idrar testleri, sistoskopi, biyopsi ve görüntüleme yöntemleri kullanılır. Sistoskopi ile mesane içi doğrudan incelenirken biyopsi kesin tanının konulmasına yardımcı olur.
Mesane kanseri, tümörün mesane duvarındaki derinliğine, lenf düğümlerine yayılımına ve uzak metastaz varlığına göre evrelendirilir. Evreleme tedavi planının belirlenmesinde kritik rol oynar.
Tedavide tümörün endoskopik olarak çıkarılması, cerrahi girişimler, intravezikal tedaviler, kemoterapi, immünoterapi ve radyoterapi kullanılabilir. Tedavi seçimi hastalığın evresine göre yapılır.
Evet, mesane kanseri tekrarlama eğilimi gösterebilen bir hastalıktır. Bu nedenle tedavi sonrasında düzenli sistoskopi ve doktor kontrolleri büyük önem taşır.
Sigarayı bırakmak, zararlı kimyasallara maruziyeti azaltmak, yeterli sıvı tüketmek ve mesane sağlığını koruyan yaşam alışkanlıkları benimsemek riski azaltmaya yardımcı olabilir.
İdrarda kan, sık idrara çıkma veya açıklanamayan idrar yolu şikayetleri yaşayan kişiler üroloji uzmanına başvurmalıdır. Gerekli durumlarda tedavi sürecine tıbbi onkoloji uzmanları da dahil olabilir.

Blog Yazıları

Açık Prostatektomi Ameliyatı Yorumları

Açık prostatektomi ameliyatı yorumları incelendiğinde hastalar, [...]

Devamını Oku
Thulium Lazer Prostat Ameliyatı (ThuLEP) Ameliyatı Yorumları

ThuLEP (Thulium Lazer Prostat Ameliyatı) hasta [...]

Devamını Oku
Holep Prostat Ameliyatı Olanların Yorumları

HoLEP prostat ameliyatı olanların yorumları, tedavinin [...]

Devamını Oku
Rezum Tedavisi (Su Buharı İle Prostat Tedavisi) Olanların Yorumları

Rezum tedavisi olanların yorumları; işlemin ağır [...]

Devamını Oku
Prostat TUR (TUR-P) Ameliyatı Olanların Yorumları

Prostat TUR (TUR-P) ameliyatı olanların yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek Büyümesi (Hidronefroz) Tedavisi Yorumları

Böbrek büyümesi (hidronefroz) tedavisi hasta yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek İltihabı (Piyelonefrit) Tedavisi Yorumları

Böbrek iltihabı (piyelonefrit) tedavisi yorumları, hastaların [...]

Devamını Oku
Böbrek Taşı Tedavisi Yorumları

Böbrek taşı tedavisi yorumları, kişiye en [...]

Devamını Oku