Perkütan Nefrolitotomi (PCNL), büyük hacimli böbrek taşlarının tedavisinde açık ameliyatların yerini alan kapalı bir cerrahi yöntemdir. İşlem sırt bölgesinde açılan yaklaşık bir santimetrelik ufak bir kesiden doğrudan böbreğe ulaşılarak gerçekleştirilir.
Bu ince yoldan ilerletilen özel optik kameralar sayesinde organın iç yapısı anlık olarak monitörlere yansıtılır. Görüntülenen taşlar, lazer gibi teknolojik cihazlarla küçük parçalara ayrılarak aynı yoldan vücut dışına alınır.
Geçmişteki geniş kesili operasyonların aksine, çevre dokulara çok daha az müdahale edilir. Bu minimal yaklaşım bedenin onarım sürecini büyük ölçüde destekler.
Kapalı böbrek taşı ameliyatı olarak bilinen bu uygulama, hassas donanımlar sayesinde hastaların genel konforunu ön planda tutan bir tedavi seçeneğidir.
Üroloji Uzmanı
Prof. Dr. Yılören Tanıdır, 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, üroloji ihtisasını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış bir üroloji uzmanıdır. Medicana Ataşehir Hastanesi’nde görev yapan Tanıdır; endoüroloji, laparoskopi, robotik cerrahi ve çocuk ürolojisi (hipospadias, nörojen mesane) alanlarında uzmanlaşmıştır.
Prof. Dr. Yılören Tanıdır üroloji alanında tanı ve tedavi hizmetler sunmaktadır. Güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda, minimal invaziv, laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemler uygulamaktadır. Tanı ve tedavi süreçlerinde hasta güvenliği, etik ilkeler ve bilimsel veriler esas alınarak hizmet vermektedir.
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Hangi Böbrek Taşlarında Tercih Edilir?
Böbrek taşları denildiğinde çoğu kişinin aklına idrar yoluna düşerek şiddetli yan ağrılarına sebep olan küçük boyutlu taşlar gelir. Ancak bazı taşlar böbreğin içerisinde sessizce büyüyerek devasa boyutlara ulaşabilir. Özellikle iki santimetrenin üzerindeki taşlar veya böbreğin içindeki idrar toplayan odacıkları adeta bir kalıp gibi dolduran, koraliform olarak adlandırılan taşlar ciddi bir sağlık sorunu oluşturur. Bu büyük kütleler hareket edemedikleri için genellikle belirgin bir ağrıya yol açmazlar ve hastalar tarafından yıllarca fark edilmeyebilirler. Fakat bu sessiz bekleyiş, taşın zararsız olduğu anlamına gelmez. Zaman içerisinde bu yabancı kütleler böbreğin idrar üretme ve süzme kapasitesini baskılayarak organın işlevini yavaş yavaş kaybetmesine yol açabilir.
Dışarıdan ses dalgasıyla taş kırma veya idrar kanalından girilerek yapılan esnek lazer yöntemleri, bu kadar büyük bir taş yükünü tek seferde temizlemek için çoğu zaman yeterli olmaz. Çok büyük bir taşı lazerle kuma çevirip aylarca dökülmesini beklemek, hastayı uzun süren idrar yolu tıkanıklığı ve enfeksiyon riskleriyle baş başa bırakabilir. Bu nedenle büyük taşlarda doğrudan böbreğin içine girilerek taşın hızlıca dışarı alındığı yöntemler ön plana çıkar.
Bu cerrahinin uygulandığı durumlar şunlardır:
- İki santimetreden büyük böbrek taşları
- Koraliform taşlar
- Böbreğin alt kısımlarına yerleşmiş büyük taşlar
- Diğer tedavi yöntemlerine direnç gösteren taşlar
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Öncesi Hazırlık Süreci Nasıl İlerler?
Kapalı böbrek taşı ameliyatlarında genel başarının anahtarı, ameliyathanede gerçekleştirilen işlemlerden ziyade ameliyat öncesinde yapılan titiz hazırlık ve planlama aşamasında gizlidir. Bu hazırlık süreci, hastanın genel sağlık durumunun çok detaylı bir şekilde değerlendirilmesiyle başlar. Öncelikle detaylı kan testleri yapılarak böbrek fonksiyonlarının durumu kan sayımı ve pıhtılaşma değerleri incelenir. Böbrek cerrahisi damarlanması zengin bir organda yapıldığı için pıhtılaşma değerlerinin normal sınırlarda olması büyük önem taşır.
Hastanın günlük yaşamında kullandığı ilaçlar tek tek gözden geçirilir. Kalp, tansiyon veya şeker hastalıkları için kullanılan ilaçların dozları ameliyat stresine uygun olarak düzenlenir. Özellikle kan sulandırıcı hap kullanan bireyler için bu süreç daha da kritik bir öneme sahiptir. Kanama riskini kontrol altında tutabilmek adına, bu tarz ilaçların operasyondan belirli bir süre önce uzman hekimlerin gözetiminde kesilmesi veya vücuttan daha kısa sürede atılan iğne formundaki kan sulandırıcılara geçilmesi sağlanır. Ayrıca anestezi uzmanları hastayı muayene ederek uyutulma işlemi öncesinde kalp ve akciğer kapasitelerini değerlendirir, gerekli görürse kardiyoloji bölümünden ek görüş isteyebilir.
Bilgisayarlı Tomografi Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Planlamasında Neden Önemlidir?
Böbreğe sırttan açılan çok küçük bir delikten güvenle ulaşabilmek ve işlemi hassasiyetle gerçekleştirebilmek için eldeki en büyük rehber, ameliyat öncesinde çekilen ilaçsız bilgisayarlı tomografidir. Tomografi taraması, organın ve taşın sadece yerini göstermekle kalmaz, aynı zamanda böbreğin ve etrafındaki tüm yapıların üç boyutlu, yüksek çözünürlüklü bir mimari haritasını çıkarır. Tomografi kesitleri üzerinden taşın böbreğin hangi odacığında bulunduğu, hacmi ve cilt ile böbrek arasındaki mesafenin ne kadar olduğu milimetrik olarak hesaplanır.
Tomografinin sağladığı bir diğer kritik bilgi ise taşın sertlik derecesidir. Hounsfield ünitesi adı verilen bir ölçüm sayesinde, taşın yumuşak mı yoksa oldukça sert bir yapıda mı olduğu önceden öngörülür ve cerrahi sırasında kullanılacak kırma teknolojisi bu bilgiye göre seçilir. Ek olarak anatomi her insanda birebir aynı değildir. Nadir de olsa bazı bireylerde kalın bağırsak, böbreğin arka kısmına doğru yerleşebilir. Tomografi sayesinde bu tür farklılıklar ameliyat öncesinde saptanır ve böbreğe giriş yolu diğer organlara temas etmeyecek en güvenli açıdan planlanır.
Aktif Enfeksiyon Varken Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Uygulanabilir Mi?
Aktif bir idrar yolu enfeksiyonu varken böbrek taşı ameliyatına girmek, güncel tıp standartlarında uzak durulması gereken bir durumdur. Bunun arkasında oldukça önemli bir mekanizma yatar. Böbrek taşları oluşurken içlerinde mikroorganizmaları hapsedebilen süngerimsi veya katmanlı bir yapıya bürünebilirler. Taşın derinliklerinde gizlenen bu bakteriler, normal şartlarda belirgin bir belirti vermeyebilir ancak taşın kırılması sırasında aniden serbest kalırlar.
Ameliyat esnasında böbreğin içerisindeki görüntüyü netleştirmek ve kırılan taş tozlarını dışarı yıkamak için sürekli olarak steril bir sıvı kullanılır. Bu sıvı böbrek içinde doğal bir su basıncı yaratır. Eğer içeride tedavi edilmemiş bakteriler varsa, bu bakteriler sıvı basıncının etkisiyle böbreğin kılcal damarlarından kana karışabilir. Kana geçen enfeksiyon, tüm vücudu etkileyebilen ve hayati risk oluşturabilen ciddi tablolara zemin hazırlayabilir. Bu tehlikenin önüne geçmek adına ameliyat hazırlığında idrar testleri çok sıkı tutulur.
Enfeksiyonu önlemek amacıyla yapılanlar şunlardır:
- Tam idrar tahlili
- İdrar kültürü
- Tespit edilen bakteriye uygun antibiyotik tedavisi
Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Ameliyatının Alt Türleri Nelerdir?
Cerrahi ekipmanların ve mühendisliğin gelişmesiyle birlikte kapalı böbrek taşı ameliyatları da kendi içerisinde zenginleşmiş, taşın büyüklüğüne ve hastanın yapısına göre şekillendirilebilen farklı tekniklere ayrılmıştır. Hastanın ihtiyacına göre uyarlanabilen bu esneklik, cerrahi başarıyı artıran en önemli unsurlardan biridir.
Geçmişten bugüne kullanılan standart yöntemde hastanın sırtından böbreğe uzanan tünelin genişliği nispeten büyüktür. Bu kalınlık, böbreğin içini tamamen kaplayan koraliform taşların büyük bloklar halinde hızlıca temizlenmesi gereken durumlarda tercih edilir. Ancak teknolojinin ilerlemesiyle bu aletlerin çapları aşamalı olarak küçültülmüştür.
Güncel yöntemler aşağıdaki gibidir:
- Standart sistemler
- Mini sistemler
- Ultra-mini sistemler
- Mikro sistemler
Hangi yöntemin seçileceği, tomografi sonuçları eşliğinde taşın özelliklerine bakılarak belirlenir. Daha küçük boyutlardaki taşlar için ince aletler kullanılarak yapılan müdahaleler günümüzde oldukça yaygın hale gelmiştir.
Alet Çaplarının Küçülmesi Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Sonuçlarını Nasıl Etkiler?
Böbreğe giriş yapılan aletlerin ve koruyucu kılıfların çapının milimetrik seviyelere indirilmesi, hastanın ameliyat deneyimini ve taburculuk sonrası hayatını olumlu yönde değiştiren devrim niteliğinde bir adımdır. Böbrek yapısı itibarıyla kan akımının çok yoğun olduğu, damarlarla zenginleştirilmiş bir organdır. Cilt ile böbrek arasında oluşturulan tünel ne kadar dar olursa, böbrek dokusuna ve onun içindeki kılcal damarlara verilen yapısal hasar da o kadar az olur.
Mini ve ultra-mini gibi ince aletlerle yapılan ameliyatların hastaya sağladığı en değerli kazanç, kanama miktarının çok düşük seviyelerde tutulabilmesidir. Eski dönemlerde daha kalın aletlerle yapılan işlemlerde zaman zaman dışarıdan kan takviyesine ihtiyaç duyulabilirken, güncel ince sistemlerle bu ihtimal oldukça azalmıştır. Bunun yanı sıra giriş kanalının daralması, hastanın ameliyat sonrasında duyduğu bölgesel ağrının azalmasına katkı sağlar. Ağrı kesici ihtiyacı düşer, hasta daha erken ayağa kalkar ve genel iyileşme süreci çok daha hızlı ilerler. İnce aletlerle çalışmanın gerektirdiği taşların daha küçük tozlar haline getirilmesi işlemi ise günümüzün güçlü lazer teknolojileri sayesinde rahatlıkla gerçekleştirilmektedir.
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Sırasında Yüzüstü Yatış Pozisyonu Neden Zorlayıcı Olabilir?
Pek çok cerrahi branşta hastanın ameliyat masasında yatış şekli standarttır ve çoğunlukla sırtüstü pozisyon kullanılır. Ancak geleneksel kapalı böbrek taşı ameliyatlarında, böbreklerin bedenin arka tarafına daha yakın olması sebebiyle hastalar yıllar boyunca yüzüstü yatırılarak ameliyat edilmiştir. Bu klasik yüzüstü pozisyon, hekime böbreğin arka odacıklarına doğrudan ulaşabileceği geniş bir çalışma alanı sunmasına karşın, bazı zorlukları da beraberinde getirmektedir.
Hasta yüzüstü yatırıldığında, vücut ağırlığı doğrudan göğüs kafesine ve karın boşluğuna baskı yapar. Özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan veya solunum ve kalp problemleri bulunan bireylerde bu baskı, akciğerlerin ameliyat esnasında rahatça genişlemesini ve tansiyon dengesinin korunmasını güçleştirebilir. Ayrıca bu pozisyonun doğası gereği, hasta önce sırtüstü yatarken anestezi verilip uyutulur, ardından entübe edilmiş halde son derece dikkatli bir şekilde yüzüstü pozisyona çevrilir. Bu pozisyon değişikliği, anestezi hazırlık süresini uzattığı gibi yaşam destek bağlantılarının yerinden oynamaması için ciddi bir özen gerektirir. Bütün bu süreçler hekimleri daha alternatif ve konforlu pozisyonlar geliştirmeye yöneltmiştir.
Sırtüstü Pozisyon Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Cerrahisine Ne Gibi Katkılar Sağlar?
Modern böbrek taşı cerrahisinin geldiği en yenilikçi noktalardan biri, operasyonların yüzüstü yerine, hastanın sırtüstü yattığı özel yatış pozisyonlarında gerçekleştirilmeye başlanmasıdır. Sırtüstü pozisyonda yapılan işlemler, ameliyatın genel akışını kolaylaştırarak hem hasta güvenliğine hem de anestezi yönetimine büyük destek sağlar. Göğüs kafesine dışarıdan binen ağırlık ortadan kalktığı için akciğer havalanması çok daha rahat gerçekleşir, solunum ve kalp atım değerleri ameliyat süresince daha dengeli seyreder.
Ayrıca pozisyon değiştirmeye gerek kalmadığı için hasta masaya yattığı şekilde uyutulur ve doğrudan temizlik, örtünme aşamasına geçilir. Bu da ameliyatın genel hazırlık süresini ciddi anlamda düşürür. Ek olarak cerrahın operasyonu sürekli ayakta durarak değil rahatça oturarak gerçekleştirmesine olanak tanıması, ameliyata odaklanmayı ve işlem kalitesini olumlu yönde etkiler.
Sırtüstü pozisyonun sunduğu bazı avantajlar şunlardır:
- Anestezi takibinin kolaylaşması
- Akciğer kapasitesinin korunması
- Ameliyata hazırlık süresinin kısalması
- Cerrah için ergonomik duruş imkanı
Çift Yönlü ECIRS Tekniği Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Başarısını Nasıl Artırır?
Böbrek taşı cerrahisinde uygulanabilecek en kapsamlı ve ileri düzey yaklaşımlardan biri, sırtüstü pozisyonun sağladığı avantajla ortaya çıkan “Endoskopik Kombine İntrarenal Cerrahi” veya kısaca ECIRS yöntemidir. Bu yöntemde böbreğe tek bir yoldan değil eş zamanlı olarak iki farklı yoldan müdahale edilir.
Normal bir kapalı ameliyatta sadece sırttan açılan delikten böbreğe girilir. Ancak böbreğin iç yapısı, girintili çıkıntılı koridorları ve farklı açılardaki odacıklarıyla karmaşık bir yapıya sahiptir. Bazen sırttan ilerleyen düz kamera, farklı bir köşede saklanan bir taşa fiziksel olarak kıvrılıp ulaşamayabilir. ECIRS yönteminde ise bir ekip sırttan müdahale ederken, aynı anda diğer bir ekip ince, kıvrılabilen esnek lazer kameralarıyla idrar yolundan yukarı çıkarak böbreğe içeriden ulaşır. Bu iki yönlü görüş sayesinde böbreğin hiçbir noktası karanlıkta kalmaz. İdrar yolundan gelen esnek kamera, zor bölgelerdeki taşları bularak sırttan giren kameranın rahat çalışabileceği alana itebilir veya ulaşılamayan bölgelerdeki taşları kendi lazeriyle toz haline getirebilir. Bu ortak çalışma, böbreğin tek bir işlemde taşlardan çok büyük oranda temizlenmesini hedefler.
Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Sırasında Böbreğe Güvenli Giriş Nasıl Sağlanır?
Sırttan açılan milimetrik delikten içeri uzatılan iğnenin böbreğin doğru noktasına ulaşması, cerrahın elindeki görüntüleme teknolojilerine dayanır. Geleneksel olarak bu işlemde, anlık röntgen çekimleri yapabilen ve skopi adı verilen floroskopi cihazları kullanılır. İdrar yolundan verilen özel bir ilaç sayesinde böbreğin iç haritası görüntülenir ve iğnenin hareketi x-ışınları eşliğinde takip edilir.
Bununla birlikte gelişen teknoloji radyasyon içermeyen ultrasonografi sistemlerini ameliyathanelere kazandırmıştır. Ultrason eşliğinde yapılan girişlerin eşsiz bir avantajı bulunur; ultrason sadece böbreği ve içindeki taşları değil aynı zamanda böbreği çevreleyen dokuları, damarları ve dalak, karaciğer gibi diğer komşu organları da anlık olarak gösterir. Cerrahi ekip, böbreğin zengin damar ağını inceler ve kanama riskinin en düşük olduğu güvenli koridoru bularak ilerler. Radyasyon maruziyetini azaltması sebebiyle ultrason kullanımı özellikle gençlerde, çocuk hastalarda veya böbrek yapısı standart anatomiden farklılık gösteren bireylerde büyük bir güvenlik alanı oluşturur.
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) İşleminde Taşları Kırmak İçin Hangi Teknolojiler Kullanılır?
Böbreğin içerisine tünel açılarak ulaşıldıktan sonra, içerideki taşı etkisiz hale getirmek için farklı enerji türlerinden yararlanılır. Kullanılacak enerji sisteminin seçimi taşın hacmine, sertliğine ve yerleştirilen çalışma borusunun kalınlığına göre değişir. Geçmiş dönemlerde sıklıkla mekanik vuruşlar yaparak taşı parçalayan sistemler ön plandaydı. Günümüzde ise bu teknolojiler giderek yerini daha gelişmiş enerji kaynaklarına bırakmaktadır.
Bilhassa ince sistemlerin tercih edildiği cerrahilerde yüksek güçlü lazerler devreye girer. Lazer ışınları, milimetreden daha ince esnek lifler aracılığıyla doğrudan taşın üzerine yönlendirilir. Lazer enerjisi taşı sadece büyük parçalara bölmekle kalmaz; taşın üzerinde mikro patlamalar yaratarak onu kısa sürede adeta un ufak eder. Taş tozu haline geldiğinde içeride devamlı dönen sıvı akışıyla kolayca dışarı tahliye edilir. Bazı vakalarda ise hem taşı ufaltan hem de ortaya çıkan kırıntıları aynı anda vakumlayıp çeken sistemler kullanılır.
Günümüzde kullanılan başlıca kırıcı sistemler şunlardır:
- Holmium lazer sistemleri
- Thulium fiber lazerler
- Ultrasonik kırma cihazları
- Pnömatik (mekanik) kırıcılar
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Sonrasında Sırtta Neden Tüp Bırakılır?
Ameliyat sonrası iyileşme dönemi, kapalı böbrek taşı ameliyatı olacak hastaların zihnini en çok meşgul eden süreçlerden biridir. Klasik böbrek taşı ameliyatlarında, taşın tamamen kırılıp çıkarılması işlemi bittikten sonra, hastanın sırtındaki o küçük giriş deliğinden böbreğe uzanan ince, esnek bir drenaj tüpü (nefrostomi) yerleştirilirdi. Bu uygulamanın temel amacı, operasyon sonrasında dokuda oluşabilecek sızıntı şeklindeki ufak kanamaları tüpün baskı etkisiyle durdurmak ve böbrekte üretilen idrarın güvenle dışarı atılmasını sağlamaktır.
Bu drenaj tüpü hastanın sırtında genellikle iki ya da üç gün kadar kalır ve dışarıda bir idrar torbasına bağlanırdı. Ancak hastanın hareketlerini bir miktar kısıtlaması ve nefes alıp verirken böbrek zarına temas ederek bölgesel bir rahatsızlık hissi yaratması nedeniyle, tıp dünyası daha konforlu çözümler üretmeye odaklanmıştır. Hastanın sırtında tüp taşıdığı bu geleneksel yaklaşım yerini yavaş yavaş yeni ve daha konforlu tekniklere bırakmaya başlamıştır.
Tüpsüz Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Yaklaşımı Hastaya Neler Sunar?
Tüpsüz cerrahi uygulaması, ince aletlerle yapılan ve dokuya çok az müdahale edilen böbrek taşı ameliyatlarının sunduğu en rahatlatıcı gelişmelerden biridir. Eğer işlem sırasında böbrek içindeki tüm taşlar sorunsuz temizlenmişse, ciddi bir kanama saptanmamışsa ve idrar yolunda belirgin bir tahribat oluşmamışsa, sırttan dışarı sarkan bir hortum koyma zorunluluğu ortadan kalkabilir.
Bunun yerine, genellikle hastanın böbreğinden idrar kesesine uzanan ve dışarıdan hiçbir şekilde görülmeyen incecik, yumuşak bir silikon stent (JJ stent) yerleştirilir. Sırttaki milimetrik delik ise ufak bir bant veya küçük bir dikişle kapatılır. Hasta ameliyattan uyandığında sırtında çekilip takılan bir tüp hissetmez. Yara yerindeki hassasiyet önemli ölçüde azalır, güçlü ağrı kesicilere duyulan ihtiyaç düşer. Bu uygulama sayesinde hasta genellikle ameliyatın yapıldığı gün içerisinde ayağa kalkıp yürüyebilir ve ertesi gün rahatlıkla taburcu olarak evinin yolunu tutabilir.
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Ameliyatının Olası Riskleri Nelerdir?
Her cerrahi müdahale kendi içerisinde bazı istenmeyen durum riskleri taşır. Kapalı böbrek taşı ameliyatları günümüzde son derece güvenli kabul edilse de böbrek yapısı itibarıyla çok yoğun bir kan damarı ağına sahip olduğu için belirli olasılıklar her zaman göz önünde bulundurulur. Bu risklerin ortaya çıkma ihtimalini azaltmak amacıyla tüm planlamalar titizlikle yapılır ve uluslararası tıp standartlarına göre yönetilir.
İşlem sonrasında en çok takip edilen durum girişim bölgesindeki ince damarlara bağlı olarak idrarda geçici kanamaların görülmesidir. Genellikle dinlenme ve sıvı alımıyla bu durum kısa sürede yatışır. Nadiren, taşın içinde saklanan mikropların kana karışmasına bağlı olarak ameliyat sonrasında kısa süreli ateşlenmeler yaşanabilir; bu durum da uygun ilaçlarla kontrol altına alınmaya çalışılır. Ameliyat öncesindeki tomografi incelemeleri, bağırsak veya akciğer zarı gibi çevre organların zarar görme ihtimalini çok büyük ölçüde ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
Ameliyatla ilişkili olası durumlar şunlardır:
- İdrar renginde değişiklik veya kanama
- Ameliyat sonrası yüksek ateş
- İdrar yolu enfeksiyonu
- Komşu organ tahrişleri
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Sonrası İyileşme Döneminde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Hastaneden sağlıkla taburcu olan hastaların evdeki iyileşme dönemi genellikle oldukça rahattır, ancak dikkat edilmesi gereken bazı temel kurallar bulunur. Taburculuk sonrasında hastanın yatağa bağlı kalması kesinlikle istenmez; tam aksine ev içerisinde hafif yürüyüşler yapması bağırsak hareketlerinin normale dönmesi ve genel dolaşımın desteklenmesi açısından oldukça faydalıdır.
Böbreğin temizlenme sürecini desteklemek için günlük su tüketiminin artırılması büyük bir önem taşır. Eğer operasyon sonunda böbrek ile idrar torbası arasına iç stent yerleştirilmişse, bu stentin böbrek tamamen iyileşene kadar genellikle birkaç hafta içeride kalması öngörülür. Stent kaldığı süre boyunca idrar yaparken hafif bir sızı veya sık idrara çıkma hissi yaratabilir, ancak bu beklenen bir durumdur. Süreç tamamlandığında stent poliklinik şartlarında oldukça kısa ve basit bir işlemle çıkarılır.
İyileşme döneminde hastaların uyması gerekenler şunlardır:
- Günlük bol su tüketimi
- Ağır kaldırmaktan ve yorucu spordan kaçınma
- Reçete edilen ilaçların saatinde alınması
- Doktor kontrol randevularına uyum sağlanması

