Robotik adrenalektomi, böbreküstü bezlerinde saptanan iyi veya kötü huylu kitlelerin, yüksek teknolojiye sahip robotik cerrahi sistemler yardımıyla kapalı yöntemle vücuttan uzaklaştırılması işlemidir.

Günümüz modern üroloji pratiğinde geniş kesili geleneksel açık ameliyatların yerini alan bu minimal invaziv yaklaşım zorlu anatomik bölgelerdeki cerrahi müdahalelerin oldukça küçük giriş noktalarından güvenle yapılmasına olanak tanır.

Operasyon esnasında sağlıklı çevre dokuların korunması her zaman ön planda tutulurken, tedavi sürecinin hasta açısından daha konforlu geçmesi, olası komplikasyon risklerinin düşürülmesi ve bedensel travmanın azaltılması hedeflenir.

İleri düzey teknolojik donanım ile cerrahi uzmanlığı aynı potada buluşturan bu yenilikçi yöntem çeşitli böbreküstü bezi hastalıklarının tıbbi yönetiminde güncel, etkili ve hasta dostu bir tedavi seçeneği oluşturur.

Prof. Dr. Yılören TANIDIR
Üroloji Uzmanı

Prof. Dr. Yılören Tanıdır, 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, üroloji ihtisasını Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış bir üroloji uzmanıdır. Medicana Ataşehir Hastanesi’nde görev yapan Tanıdır; endoüroloji, laparoskopi, robotik cerrahi ve çocuk ürolojisi (hipospadias, nörojen mesane) alanlarında uzmanlaşmıştır.

Prof. Dr. Yılören Tanıdır üroloji alanında tanı ve tedavi hizmetler sunmaktadır. Güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda, minimal invaziv, laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemler uygulamaktadır. Tanı ve tedavi süreçlerinde hasta güvenliği, etik ilkeler ve bilimsel veriler esas alınarak hizmet vermektedir.

WhatsApp'tan İletişime Geç

Böbreküstü Bezlerinin Vücuttaki İşlevleri Nelerdir ve Robotik Adrenalektomi Hangi Anatomik Zorlukları Hedefler?

Böbreküstü bezleri, isimlerinden de anlaşılabileceği gibi her iki böbreğin üst kutbuna yerleşmiş, oldukça küçük boyutlu olmalarına rağmen vücut dengesi için kritik öneme sahip hormon fabrikalarıdır. Anatomik yapı incelendiğinde bu bezlerin, karın boşluğunun en arka kısmında, sırt kaslarına yakın ve retroperitoneal alan adı verilen oldukça derin bir bölgede yer aldığı görülür. Yerleşim yerleri itibarıyla diyafram kası, böbrekler, karaciğer, dalak ve vücudun en büyük damar yapıları ile çok yakın komşuluk içindedirler. Vücutta strese yanıtı yöneten kortizol, kan basıncını dengelemeye yardımcı olan aldosteron ve ani heyecan veya tehlike anlarında devreye giren adrenalin gibi hayati hormonlar bu bezler tarafından üretilir.

Bu bezlere yönelik cerrahi müdahaleler anatomik konumları nedeniyle yüksek bir dikkat gerektirir. Böbreküstü bezleri çok sayıda küçük atardamardan beslenirken, ürettikleri yoğun hormonları doğrudan vücudun ana toplardamar sistemlerine aktaran son derece kısa ve hassas venöz yapılara (toplardamarlara) sahiptir. Özellikle sağ böbreküstü bezi, karaciğerin alt kısmına doğru gizlenmiş bir pozisyonda bulunur ve ana toplardamara neredeyse bitişik denebilecek kadar kısa bir bağlantı yoluyla açılır. Bu bölgedeki dokuların ayrıştırılması sırasında çok kontrollü olunması gerekir. Sol böbreküstü bezi ise pankreas, dalak ve bağırsak yapılarıyla iç içe geçmiş bir konumdadır. Etraftaki bu hassas organlara ve büyük damarlara zarar vermeden çalışabilmek, cerrahi manevraların milimetrik ölçülerde yapılmasını gerektirir. Robotik cerrahi sistemleri, bu zorlu ve dar anatomik koridorlarda daha güvenli bir çalışma alanı oluşturmayı amaçlar.

Geleneksel Yöntemlere Kıyasla Robotik Adrenalektomi Hangi Teknolojik Avantajlara Sahiptir?

Tıp alanındaki teknolojik gelişmelerle birlikte büyük kesilerle yapılan açık ameliyatların yerini giderek daha küçük kesilerle gerçekleştirilen minimal invaziv (kapalı) yöntemler almıştır. Standart laparoskopik cerrahi uzun bir dönem boyunca iyileşme sürelerini kısaltan iyi bir alternatif olmuştur. Ancak standart laparoskopide kullanılan görüntüleme sistemleri genellikle iki boyutlu olup, televizyon ekranına benzer düz bir görüntü sunar ve bu da derinlik hissini sınırlar. Ayrıca laparoskopide kullanılan el aletleri düz, bükülemeyen çubuklar şeklindedir ve insan bileğinin kıvrak hareketlerini taklit etme konusunda eksik kalabilir. Cerrahi işlem sırasında insan elinde oluşabilen çok hafif doğal titremeler de uzun aletlerin ucunda hissedilebilir.

da Vinci gibi robotik cerrahi platformları, bu tür fiziksel kısıtlamaları aşmak üzere tasarlanmıştır. Cerrah, ameliyatı hastanın yanındaki özel bir konsoldan yönetir. Kameranın sağladığı görüntü üç boyutludur, yüksek çözünürlüğe sahiptir ve dokuları çok daha büyük görme imkanı sunar. Böylece derinlik algısı artar. Sistemin kollarının ucundaki aletler, insan bileğinden bile daha geniş bir açıyla, yedi farklı yöne dönebilen bir mekanizmaya sahiptir. Bu özellik, dar ve derin bölgelerde güvenli dikiş atma, damar bağlama ve dokuları ayırma işlemlerinde cerraha büyük bir hareket özgürlüğü sağlar. Ayrıca sistemin elektronik filtreleme özelliği, eldeki olası titremeleri ortadan kaldırarak aletlerin ucuna yansımasını engeller.

Bu sistemin sunduğu başlıca avantajlar şunlardır:

  • Üç boyutlu derinlik algısı
  • Yüksek çözünürlüklü büyütülmüş görüntü
  • Titreme filtreleme teknolojisi
  • Eklem kabiliyeti yüksek cerrahi aletler
  • İnce ve dar alanlarda hassas çalışma imkanı
  • Geleneksel yöntemlere göre daha küçük kesiler

Hangi Hastalıklarda ve Durumlarda Robotik Adrenalektomi Seçeneği Değerlendirilir?

Böbreküstü bezlerinde saptanan her kitle doğrudan ameliyat gerektirmez. Ancak bazı belirgin tablolarda cerrahi müdahale öncelikli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar. Karar verilirken kitlenin boyutuna, hastada yarattığı şikayetlere ve en önemlisi kitlenin kontrolsüz hormon üretip üretmediğine bakılır. Bu durumlar genellikle kan ve idrar testleriyle desteklenen endokrinolojik incelemeler sonucunda netleştirilir. Eğer bezdeki kitle normalin çok üzerinde hormon salgılayarak vücudun genel dengesini bozuyorsa, boyutundan bağımsız olarak cerrahi yolla vücuttan uzaklaştırılması gündeme gelir.

Öte yandan hormon salgılamayan ancak radyolojik görüntülerde kanser şüphesi barındıran veya zaman içinde hızlı büyüme eğilimi gösteren kitleler de cerrahi olarak değerlendirilir. Ayrıca vücudun farklı bir bölgesinde ortaya çıkmış bir kanserin sadece böbreküstü bezine sıçrama yaptığı belirli durumlarda da bu kitlelerin çıkarılması hastanın genel tedavi sürecine katkı sağlayabilir.

Müdahale gerektirebilecek başlıca durumlar şunlardır:

  • Feokromositoma
  • Cushing sendromu
  • Conn sendromu
  • Adrenal insidentaloma
  • Boyut artışı gösteren iyi huylu adenomlar
  • Böbreküstü bezine sıçramış bazı tümörler

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Feokromositoma Tedavisinde Robotik Adrenalektomi Neden Önemli Bir Alternatiftir?

Feokromositoma, böbreküstü bezinin iç tabakasından köken alan ve genellikle aşırı miktarda adrenalin (katekolamin) üreten, nadir görülen bir tümör tipidir. Bu tümöre sahip kişilerde adrenalin seviyelerindeki ani dalgalanmalar nedeniyle çarpıntı, aşırı terleme, şiddetli baş ağrısı ve kontrol edilemeyen yüksek tansiyon krizleri görülür. Cerrahi işlem sırasında feokromositoma vakaları oldukça hassas bir yönetim gerektirir. Tümöre dokunulması, etrafındaki dokulardan ayrıştırılırken kitlenin hareket ettirilmesi bile, depolanmış olan adrenalinin aniden kana karışmasına yol açabilir. Kana karışan bu yüksek doz adrenalin, ameliyat masasında ciddi tansiyon sıçramalarına neden olabilir.

Bu noktada robotik sistemlerin sunduğu hassasiyet büyük bir rol üstlenir. Yüksek büyütme ve titremeyen kollar sayesinde cerrah, “dokunmama” (no-touch) tekniğini daha etkin bir şekilde uygulayabilir. Tümöre doğrudan temas etmekten kaçınılarak, öncelikle kitlenin kanını taşıyan ana damar bulunur. Bu damar çok erken bir aşamada kapatılarak tümörün vücut kan dolaşımıyla olan bağı kesilir. Kan akışı durdurulduktan sonra kitle güvenli bir şekilde yerinden ayrıştırılır. Bu yaklaşım ameliyat sırasındaki tansiyon dalgalanmalarının önüne geçmeye ve kalp-damar sistemini korumaya yardımcı olur.

Cushing ve Conn Sendromu Olgularında Robotik Adrenalektomi Nasıl Bir Rol Üstlenir?

Böbreküstü bezinin kabuk kısmında gelişen bazı kitleler, kortizol hormonunun kontrolsüz bir şekilde aşırı üretilmesine sebep olarak Cushing sendromuna yol açar. Stres hormonu olarak da bilinen kortizolün vücutta sürekli yüksek seyretmesi; gövdede yağlanma ve kilo artışı, ciltte kolay morarma ve incelme, kas güçsüzlüğü, kemik erimesi ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi geniş çaplı metabolik sorunlar yaratır. Cushing sendromuna neden olan hastalıklı böbreküstü bezinin cerrahi yolla çıkarılması, bu metabolik yıkım sürecini durdurmak ve hormon dengesini yeniden sağlamak adına uygulanan en geçerli yaklaşımlardan biridir.

Conn sendromu ise yine böbreküstü bezindeki iyi huylu kitlelerin (adenomların) aşırı aldosteron hormonu üretmesiyle ortaya çıkar. Aldosteron, böbreklerin tuzu vücutta tutmasını ve potasyumu dışarı atmasını sağlayan bir hormondur. Bu hormonun aşırı artışı, hastalarda çok sayıda ilaca rağmen düşmeyen dirençli bir hipertansiyona ve potasyum düşüklüğüne bağlı şiddetli kas kramplarına, yorgunluğa neden olur. Tek taraflı Conn sendromu vakalarında ilgili bezin robotik yöntemle alınması, hastaların kan basıncının düzenlenmesine ve potasyum seviyelerinin normalleşmesine büyük ölçüde katkı sağlar. Ameliyat sonrasında birçok hastanın tansiyon ilaçlarına duyduğu ihtiyaç azalır.

Tesadüfen Saptanan Kitlelerde ve Kanser Şüphesinde Robotik Adrenalektomi Ne Zaman Düşünülür?

Tıbbi görüntüleme teknolojilerinin yaygınlaşması ve rutin sağlık taramalarının artmasıyla birlikte hastaların hiçbir belirti yaşamadığı durumlarda bile tesadüfen böbreküstü bezi kitleleri (insidentaloma) saptanabilmektedir. Bu kitleler hormon üretmiyorsa, ameliyat kararı verilmeden önce kitlenin radyolojik özellikleri ve boyutu dikkate alınır. Tomografi veya MR gibi görüntülerde kitlenin iç yapısının düzensiz olması, doku yoğunluğunun yüksek çıkması ve takipler sırasında belirgin bir büyüme hızına sahip olması, kitlede kanserleşme riski olabileceğini düşündürür.

Genel tıbbi yaklaşımlarda, kitlenin çapı 4 santimetreyi aştığında kötü huylu olma (adrenokortikal karsinom) ihtimali artmaya başladığı için cerrahi müdahale seçeneği daha güçlü bir şekilde masaya yatırılır. Kitle boyutunun 4 ile 6 santimetre arasında olduğu durumlarda hastanın genel durumu ve radyolojik bulgular bir arada değerlendirilir. Çapı 6 santimetreden büyük olan kitlelerde ise genellikle cerrahi yolla kitlenin alınması önerilir. Bu tümörler çok büyük boyutlara ulaşmadığı ve çevre organları yoğun şekilde sarmadığı sürece robotik yöntemle vücuttan çıkarılmaları genellikle mümkündür. Ayrıca hastanın daha önceden bilinen akciğer, böbrek veya meme kanseri gibi bir rahatsızlığı varsa ve bu durum sadece böbreküstü bezine sıçramışsa, genel hastalığın seyrini yavaşlatmak amacıyla bu metastazların cerrahi olarak temizlenmesi planlanabilir.

Robotik Adrenalektomi Öncesi Dönemde Hazırlık Süreci Nasıl Yürütülür?

Böbreküstü bezi ameliyatlarına hazırlık aşaması, cerrahi operasyonun kendisi kadar büyük bir öneme sahiptir. Bu süreç; endokrinoloji, üroloji ve anestezi uzmanlarının ortak çalışmasıyla yürütülür. Hastalığın altta yatan nedenine göre ameliyat öncesi hastanın bedensel dengesinin optimum seviyeye getirilmesi hedeflenir.

Feokromositoma tanısı alan hastalarda bu süreç oldukça titiz bir ilaç tedavisini kapsar. Yüksek adrenalin damarları büzdüğü için, ameliyattan bir ya da iki hafta önce damarları genişletmeyi amaçlayan özel ilaçlar başlanır. Damarlar genişledikçe nabız hızlanabileceği için, sürece sonrasında kalp hızını dengeleyen başka ilaçlar da eklenir. Hastanın bol su ve tuz tüketmesi teşvik edilerek damar içi sıvı hacmi desteklenir. Cushing sendromunda ise yüksek şeker seviyelerinin ve tansiyonun dengelenmesi, olası pıhtılaşma sorunlarına karşı kan sulandırıcı önlemlerin alınması gerekebilir. Conn sendromunda ise ameliyat esnasında ritim bozukluğu yaşanmaması adına hastanın potasyum depoları takviye edilir.

Hazırlık sürecinde uygulanan bazı genel adımlar şunlardır:

  • Kan basıncı stabilizasyonu
  • Nabız hızı kontrolü
  • Potasyum değerlerinin düzeltilmesi
  • Şeker seviyelerinin düzenlenmesi
  • Sıvı ve tuz takviyeleri
  • Pıhtılaşma önleyici ilaç kullanımları

Karın Ön Duvarından Gerçekleştirilen Robotik Adrenalektomi Nasıl Uygulanır?

Robotik yöntemle yapılan operasyonlar, hastanın vücut yapısına ve kitlenin özelliklerine bağlı olarak temelde iki farklı rotadan gerçekleştirilebilir. Bunlardan en yaygın olanı, karın bölgesinden (transperitoneal) uygulanan tekniktir. Bu yaklaşım cerraha anatomik yapıları daha geniş bir açıyla görme imkanı sunar ve büyük kitlelerin vücut dışına çıkarılmasını kolaylaştırmayı hedefler.

Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Hasta, ameliyat masasında kitlenin olduğu taraf hafif yukarıda kalacak şekilde yan pozisyonda yatırılır. Karın bölgesinden açılan ufak kesilerden içeriye kamera ve ince yapılı robotik enstrümanlar yerleştirilir. Eğer müdahale sağ böbreküstü bezine yapılıyorsa, öncelikle karaciğerin sağ tarafı nazikçe kaldırılarak ilgili alana ulaşılır. Sağ bezin ana damarı titizlikle bulunarak özel cerrahi mandallarla kapatılır ve kesilir. Sol taraftaki ameliyatlarda ise kalın bağırsak ve dalak dikkatlice orta hatta doğru kaydırılır, sol böbreküstü bezinin damarlarına ulaşılır. Kan akışı güvenli bir şekilde kesildikten sonra böbreküstü bezi veya tümörlü doku çevresindeki koruyucu yağlı dokularla birlikte yerinden ayrıştırılır. Çıkarılan doku, karın içindeyken özel bir cerrahi torbaya yerleştirilir ve giriş yerlerindeki küçük kesilerden birinden dışarı alınarak işlem sonlandırılır.

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Sırt Bölgesinden Yapılan Robotik Adrenalektomi Hangi Durumlarda Ön Plana Çıkar?

Bir diğer cerrahi rota ise hastanın arka tarafından, sırt bölgesinden (retroperitoneal) uygulanan yaklaşımdır. Bu yöntemde hastanın karın boşluğuna, yani bağırsakların ve diğer sindirim organlarının bulunduğu alana hiç girilmez. Hasta ameliyat masasında yüzüstü veya hafif yan şekilde yatırılır ve giriş kesileri doğrudan kaburgaların altından, sırt bölgesinden açılır. Bu bölgedeki dokular özel bir balon yardımıyla aralanarak cerrahi işlemler için küçük bir çalışma odacığı oluşturulur.

Bu yaklaşım karın içindeki organlarla teması tamamen ortadan kaldırdığı için bazı hasta gruplarında önemli avantajlar yaratabilir. Kapalı ve dar bir alanda çalışılmasına rağmen, robotik kolların bükülebilir eklemleri sayesinde cerrah bu boşlukta rahatlıkla manevra yapabilir.

Bu yaklaşımın genellikle tercih edildiği durumlar şunlardır:

  • İleri derecede kilolu hastalar
  • Karın içi ciddi yapışıklığı bulunanlar
  • Geçmişte büyük karın ameliyatı olanlar
  • İki taraflı böbreküstü bezi kitleleri
  • Bağırsak müdahalesi istenmeyen durumlar

Böbreküstü Bezinin Tamamı Alınmadan Gerçekleştirilen Parsiyel Robotik Adrenalektomi Yapılabilir mi?

Geleneksel uygulamalarda böbreküstü bezinde bir kitle saptandığında, kitleyle beraber bezin tamamının alınması genel bir kural gibi algılansa da bazı durumlarda sadece tümörün çıkarılıp bezin sağlıklı kısmının yerinde bırakılması (parsiyel adrenalektomi) gerekebilir. İnsanlar tek bir sağlıklı böbreküstü beziyle hayatlarını sorunsuz sürdürebilirler. Ancak hastanın her iki bezinde de tümör varsa, genetik sebeplerle diğer bezde hastalık çıkma riski yüksekse veya geçmişte bir bezi zaten alınmışsa, kalan dokunun tamamen alınması hastayı ömür boyu dışarıdan kortizon ilaçları almaya mahkum edebilir.

Bu bağımlılığı önlemek ve hastanın kendi doğal hormon dengesini korumasını desteklemek amacıyla sadece tümörlü doku çıkarılarak bezin sağlıklı kısmının en azından bir bölümü vücutta bırakılmaya çalışılır. Ameliyat sırasında tümörlü doku ile sağlıklı bez sınırını gözle ayırt etmek çok zor olabilir. Robotik cerrahide kullanılan özel bir teknoloji (ICG floresan görüntüleme), damar içine verilen özel bir boya yardımıyla sağlıklı dokunun ekranda parlak bir renkte görünmesini sağlar. Bu parlama sayesinde cerrah, tümörün sınırlarını daha net bir harita gibi görebilir. Sağlam doku korunarak sadece sorunlu bölge çıkarılır ve geride kalan sağlıklı bez kısımlarının işlevine devam etmesi beklenir.

Robotik Adrenalektomi Sonrası Hastanede Kalış ve İyileşme Süreci Nasıl Beklenir?

Robotik sistemle gerçekleştirilen böbreküstü bezi ameliyatları, hastanın vücut bütünlüğüne minimum düzeyde müdahale içerdiği için ameliyat sonrası derlenme sürecinin daha rahat geçmesine zemin hazırlar. Karın kasları büyük kesilerle kesilmediği ve iç organlar daha az manipüle edildiği için cerrahi sonrası iyileşme protokolleri hızlıca devreye sokulabilir. Hastaların büyük bir çoğunluğu ameliyat günü veya hemen ertesi gün ayağa kalkarak yürütülür. Aynı şekilde bağırsak hareketlerinin kısa sürede normale dönmesiyle ağızdan sıvı ve normal gıda alımına başlanması genellikle daha erken olur.

Ağrı yönetimi, eskiden olduğu gibi ağır sersemlik hissi yaratan ağrı kesiciler yerine, daha hafif analjeziklerin kullanılmasıyla rahatça sağlanabilir. Olağan dışı bir durum gelişmediği müddetçe, hastalar kısa bir müşahede döneminin ardından evlerine taburcu edilebilirler ve masa başı işlerine veya günlük sosyal hayatlarına görece hızlı bir şekilde dönebilirler.

Ameliyat sonrası erken dönemde beklenen süreçler şunlardır:

  • Kısa sürede hareketlendirme
  • Ağızdan beslenmeye erken geçiş
  • Azalmış ağrı kesici ihtiyacı
  • Daha kısa hastane yatışı
  • Günlük aktivitelere erken dönüş

Tedavi Sonrası Dönemde Robotik Adrenalektomi Geçiren Hastaları Nasıl Bir Takip Süreci Bekler?

Ameliyat başarılı bir şekilde sonuçlanmış olsa dahi, özellikle hormon üreten tümörlerin alınmasının ardından vücudun bu yeni düzene alışması için bir uyum süreci gerekir. Feokromositoma gibi durumlarda vücut sürekli yüksek adrenalin altında kalmaya alıştığı için, tümör alındığında adrenalin seviyesi aniden düşer. Bu ani düşüş ilk günlerde kan basıncında dalgalanmalara veya kan şekerinde düşüklüklere yol açabilir. Bu nedenle ameliyatı takip eden ilk günlerde hastanın şeker ve tansiyon ölçümleri hastane ortamında dikkatle izlenir.

Cushing sendromu operasyonlarından sonra ise vücut, dışarıdan verilen kortizon takviyesine ihtiyaç duyar. Sağlıklı kalan diğer böbreküstü bezi uzun süredir yüksek hormon nedeniyle baskılanmış durumdadır ve uyanıp kendi üretimini yapması haftalar veya aylar alabilir. Bu süreçte kortizon ilaçlarının dozu hekim kontrolünde yavaş yavaş azaltılır. Conn sendromu vakalarında ise uzun vadeli kan tahlilleri yapılarak potasyum düzeyleri ve hormon dengeleri kontrol edilir. Kanser şüphesi olan vakalarda süreç tıbbi onkoloji ve üroloji ekipleri tarafından ortaklaşa yürütülür; hastalar belirli aralıklarla çekilen tomografi veya MR gibi yöntemlerle izlenerek güvenli bir takip çemberinde tutulur. Uygun hazırlık, doğru cerrahi yaklaşım ve sistemli bir takip sayesinde böbreküstü bezi hastalıklarının yönetiminde oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınması amaçlanır.

Blog Yazıları

Açık Prostatektomi Ameliyatı Yorumları

Açık prostatektomi ameliyatı yorumları incelendiğinde hastalar, [...]

Devamını Oku
Thulium Lazer Prostat Ameliyatı (ThuLEP) Ameliyatı Yorumları

ThuLEP (Thulium Lazer Prostat Ameliyatı) hasta [...]

Devamını Oku
Holep Prostat Ameliyatı Olanların Yorumları

HoLEP prostat ameliyatı olanların yorumları, tedavinin [...]

Devamını Oku
Rezum Tedavisi (Su Buharı İle Prostat Tedavisi) Olanların Yorumları

Rezum tedavisi olanların yorumları; işlemin ağır [...]

Devamını Oku
Prostat TUR (TUR-P) Ameliyatı Olanların Yorumları

Prostat TUR (TUR-P) ameliyatı olanların yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek Büyümesi (Hidronefroz) Tedavisi Yorumları

Böbrek büyümesi (hidronefroz) tedavisi hasta yorumları, [...]

Devamını Oku
Böbrek İltihabı (Piyelonefrit) Tedavisi Yorumları

Böbrek iltihabı (piyelonefrit) tedavisi yorumları, hastaların [...]

Devamını Oku
Böbrek Taşı Tedavisi Yorumları

Böbrek taşı tedavisi yorumları, kişiye en [...]

Devamını Oku